aborjinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aborjinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2010 Çarşamba

Kızılderililer ve Aborjinler

Onurları uğruna asillik havuzunda boğulan ve en önemlisi ‘unutturulan’ hayat gladyatörleri…

Yeni dünya insanı önceden insanları katlederdi. Özellikle atalarımız Osmanlı. 600 yıl boyunca sürdürdükleri fetih politikası sayesinde insanlar savaşla büyüdüler. Zihinler en çok savaş kelimesiyle uğraştı. Torunlarına bıraktıkları hafızalar sayesinde bizler savaşmak üzerine kurulan politikalarla uyutulduk, büyütüldük masallar yerine. Bebekken kardeşimizi kıskandık, okulda arkadaşımızla uğraştık, eşlerimizi dövdük, erkeklere sövdük, hayvanları aşırı avladık, doğayı katlettik… Yüzlerce yıl süren bu hafıza oyununu silmek de yıllar alacaktır. Ama silmek isteyen pek insan yok günümüzde… Baktığımızda insan olarak geçmişimizle-kendimizle savaşıyoruz: Ermeniler hala 1915’te yaşıyor, Rumların ideaları devam ediyor, Amerikalılar Kızılderililerle başlattıkları ırkçılığı-kıyımı sürdürüyor, doğa yara almaya devam ediyor, canlı türleri yok oluyor…

Katli vacip insanlar tanıdım bu hayatta. Takdir benim değil ama, kendimi sorgularken “hayata neden geldim” diye ve keskin cevaplar bulamazken hala, bu katli vacip insanların bu dünyada bulunmamasına karar verdim. Belki ben de faili meçhul cinayetlere kurban veririm onları ya da bomba koyarım onların son model arabalarına, şarbon dökerim yollarına, hatta ölümcül virüsler serperim kaldırımlara. Hak veririm Aziz Nesin’e, vatan haini olurum Nazım’la, Ergenekon’a karışır adım, karikatürlerimden dolayı yargılanırım, mahkemelerinde sürünürüm ülkemin, belki de ikinci hayatımda doğumum doğusunda olur Anadolu’nun böylece ben de varoş olurum Kürdüm diye, sokak ortasında sövülen anamın topraklarıma gelmeyen devlet babanın kardeşimi alan serseri mayının bıraktıklarıyla yaşarım benden küçük on iki kardeşimle.  Askere gönderirim onların oğullarını, sonra bir asker çalar kapılarını “oğlunuzu vatanın topraklarına kattık” derler, belki o zaman anlarsınız arayıp da bulamadığınız kalbinizin ve vicdanınızın sizi çoktan terk ettiğini, seçim zamanı gezersiniz ülkenizi, koyunlarınız meydanlarda sizi takip eder, siz mumu yatsıya kadar yanan çobanlarsınız, sevdalısı olduğunuz koltuklarınıza sinen kötü kokular sizi götürmez hiçbir yere…

İşte bu onursuz hayat deryasında, tarihe baktığımda iki ışık parlar bana: Kızılderililer ve Aborjinler…

Yeni dünya insanı günümüzde insanı öldürmek yerine ‘kullanıyor’ artık. Bence bu dünyanın en önemli buluşudur: Kölelik. Biz insanlar hayvanları öldürmeye, doğayı amaçsızca katletmeye, çevremizdeki her şeyi kendimiz için kullanmaya programlanmış yaratıklarız ve aslında biz de bu amaçla kullanılıyoruz. Bakın, bu dünyayı gerçekten yöneten kendini ilah sanan binlerce insanın kuklaları piyonları koyunlarıyız biz. Ve bu süreç doğa bizi yok edene kadar sürecek, çünkü kurtuluş ümitlerimiz kahramanlarımız siroz oldu; yanlış teşhislerle, bombalarla, kurşunlarla, işkencelerle, dil yaralarıyla kaybettik onları. O kahramanların ortak özelikleri, öldüklerinde vicdanlarının rahat olmasıydı.

İşte benim kahramanlarım, atalarım, ümitlerim de onlar: Kızılderililer ve Aborjinler…

Amerika dünyaya getirdiği demokrasiyle meşhurdur: Irak, Afganistan, Vietnam ve çok daha fazlası Ukrayna, 12 Eylül … İşte Kızılderililere getirilen demokrasi de Amerikalıların ilk icraatidir aslında. Doğaya ve canlılara duydukları saygıydı onları temiz bırakan. Nasıl yaşadıkları, neye taptıkları, neler yaptıkları beni hiçbir zaman ilgilendirmedi. 

Marlo Morgan’ın Bir Çift Yürek kitabını okuduğumda gerçek anlamıyla anladım Aborjinleri. Belki kitap yalandı ama inanmak istiyor Muhammed işte.

Yüzlerce yıl süren insanlık tarihinden sonra zihinlerimiz değiştirildi. Ama hepimizde zihin artıkları kalmıştır mutlaka.  Benim artıklarım bana Kızılderililer ve Aborjinleri takip etmem gerektiğini söylüyor. Benim rehberlerim onlar…

19 Ekim 2009 Pazartesi

Bir Çift Yürek - Marlo Morgan


Bir Çift Yürek
Marlo Morgan
Klan Yayınları
216 Sayfa
Nisan 2007
Puan:9.9

Bir Çift Yürek,Amerikalı bir kadının Avustralya'da yaşadığı ruhsal yolculuğun öyküsüdür.Göçebe kültürden Aborjinler eşliğinde ,kabilenin kendilerini adlandırdıkları şekliyle ,"Gerçek İnsanlar"la birlikte dört ay süren ve çölü boydan boya katettikleri uzun bir yürüyüşe çıkar.Bu süre boyunca,çölün çorak coğrafyasındaki bitkiler ve hayvanlarla uyum içinde yaşamayı öğrenir.Olağandışı insanlardan oluşan bu toplulukla birlikte yaptığı yolculukta Morgan,bu insanların 50.000 yıllık kültürlerinin felsefesi ve bilgeliğiyle tanışır. Macerasının ilk gününden itibaren bu çetin yolculuğun zorluklarıyla mücadele etmek zorunda kalır.Dayanıklılığın her gün sınandığı bu zorlu yolculukta ,karşılaştığı her zorlukla birlikte ruhu da değişime uğrar...Aborjinler onu,büyük bir alçakgönüllülükle kendilerinden biri olarak kabul eder ve onun şefkat dolu öğretmenleri olurlar.Öğretmenlerinden,her insanın eşsiz niteliklerini ve içsel ruhunu takdir etmeyi ve kutlamayı öğrenirken bir yandan da güçlü şifa yöntemlerine tanık olup onların canlılarla ilgili farkındalıklarının ne kadar derin ve anlamlı olduğunu da anlamaya başlar. Bir Çift Yürek,yazarın kendi bastırdığı ilk basımından itibaren uluslararası bestseller olmuş ve tüm insanlığa eşsiz,zamanın derinliklerinden gelen güçlü bir mesaj iletmiştir.Eğer tüm varlıkların,aynı evrensel birliğin bir parçası olduğunu anlarsak ,dünyamızı yok oluştan kurtarmak için halen geç kalmış sayılmayız.Varolan her şey inanılmaz derecede güzel ve hassas bir karşılılı bağımlılık dengesinde bulunmaktadır.Eğer bu mesajı alabilirsek,o zaman bizim yaşamlarımızda Gerçek İnsanlar'ınki gibi yüce amaçla dolabilir.

Okunması yetmeyen bir kitap,üzerine düşünülmesi ,yaşanılması gereken bir kitap ve belki de bir kitaptan daha fazlası,kutsal bir mesaj...
Yeryüzünde böyle bir yaşam süren insanların olması,yani inançlarını ve benliklerini sonuna kadar korumuş ve onu yok edebilecek kadar cesaretli varlıklar...
Anlayamadıklarımızı gören ve bize anlatan Gerçek İnsanlar'ı tanımak güzeldi
Okuyun,okuyun ve hayatınızı gözden geçirin...


Kitaptan bölümler:

"Evet,kabul etmeliydim,pek çok mutant kendilerine bir yeteneğin verilip verlmediği konusunda kafa bile yormamıştır,hatta ölene dek yaşamın amacını bile akıllarına getirmemişlerdir.Arkadaşım başını sallarken gözleri yaşla dolmuştu,böyle birşeyin gerçekleşebileceğine inanmak ona öyle zor gelmişti ki!"

"Gerçek İnsanlar halkı yüzyıllardan bu yana,yeni doğan her bebeğe aynı sözü söylemişlerdir.Bu dünyaya gözlerini açan herkesin duyduğu ilk insan sözleri şunlar olur:"Seni seviyoruz ve yolculuğunda sana destek olacağız ." Bitiş şölenlerinde de herkes sonsuzluğa geri dönmeye karar veren kişiye sarılır ve aynı sözleri yineler.Gelişinde duyduğun sözlerle gidişinde duydukların aynıdır."

"Seninle yeniden karşılaşacağız ve bu kez insan bedenleri yükümüzden kurtulmuş olacağız"


Not:Bu kitabı bana veren Oğuz Yeşilçimen'e teşekkürler:)))