Everest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Everest etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2010 Cumartesi

Agatha'nın Anahtarı

Agatha'nın Anahtarı
Ahmet Ümit
Everest Yayınları
142 Sayfa
Basım 1999
Puan: 9.0

Agatha Christie'nin Pera Palas günleri... Ünlü yazarın İstanbul tutkusu. Aşkın çılgınlaştırdığı evli bir adam. Kıskançlıklar, bencillikler ve kusursuz bir cinayet. Christie'den Başkomser Nevzat'a gizemli cinayet vakaları. Cinayetlerin ardındaki çarpıcı insan öyküleri. Sürükleyici, gizemli, tuhaf serüvenler. Defalarca televizyon dizilerine çekilmiş Başkomser Nevzat'ın benzersiz polisiye öyküleri...

"Evet, öyle düşünüyorum. Tasarlanmış cinayet iyi bir organizasyonu gerektirir. Zamanın, mekânın, cinayet aletinin doğru seçilmesi, ortalıkta kanıt bırakılmaması ya da sahte kanıtların bırakılması gibi zekâ gerektiren davranışların yanında, birini öldürebilecek kadar soğukkanlı bir cesarete veya vahşiliğe sahip olmalıdır insan. Konuşurken, yazarken basit olgularmış gibi görünen bu gereklilikler cinayet anında yerine getirilmesi oldukça zor eylemler haline gelebilir. Hele bir de cinayet anında sürprizlerin ortaya çıktığını düşünürsek... Evet evet, bundan eminim, bence kusursuz cinayet yoktur."


Birbirinden heyecanlı on beş küçük cinayet hikayeleri...Üstüne Ahmet Ümit'in sıcak anlatımı...İster evde yalnızken gece karanlığında okuyun, ister vapurda martı çığlıkları eşliğinde...

14 Ekim 2009 Çarşamba

Khaled Hosseini - Bin Muhteşem Güneş


Khaled Hosseini
Bin Muhteşem Güneş
Everest Yayınları
430 Sayfa
Nisan 2008
Puan:9.6

Nereye gidersiniz gidin ülkeniz peşinizden gelir.Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar.Afganistan'ın Khaled Hosseini'de yaşadığı gibi... Bin Muhteşem Güneş,ilk romanı Uçurtma Avcısı'yla tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Hosseini'nin ikinci romanı. Yazar bu romanında da yine doğduğu toprakları anlatıyor.Bu kez iki kadının kesişen yaşamları ve dostlukları üzerinden... Küçük yaşta evlendirilen kızlar,çocuğu olmayan kadınlar,baba ya da çocukluk aşkına duyulan,geçmişe gömülmüş aşklar... Khaled Hosseini,hasreti,dostluğu,aşkı ve insanlığı en iyi anlatan yazarlardan.Başarıyla kurduğu olay örgüsüyle,çıkmaz yolların nasıl düzlüklere açılabilceğini gösteren yaratıcı bir kalem. Bin Muhteşem Güneş,kelimenin tam anlamıyla 'beklenen' bir roman...

İlk romanını Afganistan'ın çocuklarına adayan yazar,bu romanını da Afganistan'ın kadınlarına adamış.Bu romanında öne çıkan duygu kadınların çektiği acılar ve birbirlerine tutunmaları.Yine çok güzel bir anlatımla birden çok olayı birlikte ele almış.Bu kitabında da ülkesine olan sevgisi ve hasreti anlaşılıyor.Beni çok etkileyen bir kitaptı.Okumanızı şiddetle tavsiye ederim

Khaled Hosseini - Uçurtma Avcısı


Khaled Hosseini
Uçurtma Avcısı
Everest Yayıncılık
Mayıs 2004
Sayfa 375
Puan:9.8

Emir ve Hasan,Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk...Aynı evde büyüyüp ,aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır:Emir,ünlü ve zengin bir iş adamının,Hasan ise onun hizmetkarının oğludur.Üstelik Hasan,orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa,Hazarlara mensuptur.Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri,çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terkedip California'ya giderler.Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür.Herşeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz. Uçurtma Avcısı arkadaşlık,ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman.Babalar ve oğullar,babaların oğullarına etkileri,sevgileri,fedakarlıkları ve yalanları...Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı,zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk.Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...

Gerçek olmasını isteyeceğiniz bir dostluk,gerçekleşmemiş olmasını umacağınız bir savaş,hiç bitemeyen hayat kavgası,yıllar süren kişisel iç savaş...Çok uzaklara gitse de geçmişi onu bırakmadı.
İki dostun hikayesi aklınızda yer edecek,dostluklarınızı sorgulatacak size.Dostluğu anlatan en iyi kitaplardan.
Bol bol dram içeren bir kitap,zaman zaman gözleriniz dolabilir.
Tek kelimeyle muhteşem...

13 Ekim 2009 Salı

Ece Temelkuran - Ağrı’nın Derinliği


Ece Temelkuran
Ağrı’nın Derinliği
Everest Yayınları
321 Sayfa
Haziran 2008
Puan:9.8

"Bu kitap ne sadece Ermenilere ne de sadece Türkleredir.'Ağrı’nın Derinliği',evsiz kalmanın,evinden uzak düşmenin acısını bilen,tahmin edebilen herkese yazılmıştır.
Aidiyetimizin bize ezberlettiklerinin ötesinde bir "biz" olabilir mi?İçine hapsolmadığımız,dışına atılmadığımız bir "ev" ,bir "biz" kurulabilir mi?
Ece Temelkuran,Ermeni ve Türk milliyetçiliklerine yakından bakarken,toplumların "biz"lerini kurma aşamasında neleri,nasıl dışarıda bırakmış olabileceklerini anlatıyor.
Her kitabında "ötede duranları" yakına getirmeyi amaçlayan yazar,bu kez de Ermeni meselesi gibi "çekinceli" bir konuyu odağına alıyor..."

Okuduğum zaman bana aklıma kazınan düşünceler bırakan bir kitaptı,ararat kelimesini ve biraz da Ermenileri anladığım bir kitap.Bana göre her insanın okuması gereken kitaplardan biri.Anlatım çok gerçekçi,duygular çok iyi yansıtılmış,ama kitap bittiğinde size sorumluluk ve vicdan azabı bırakabilir.En çok sayfasını kıvırdığım kitaptır kendisi...
Kitaptan bir iki kısım:

"Türkiye' nin dört bir yanından ışıklar görünür.Van'da sarı tütünlü filtresiz sigarasını yakar biri,İran'ın ışıklarına karşı.Urfa'da biri,Suriye ışıklarına bakarak paketler karşıya geçireceği bayram hediyelerini.Hakkari'de bir çocuk yüksek bir tepeye çıksa "welcome to Kürdistan" yazısını görebilir ve İzmir'de bir kadın rakı kadehi elinde efkar gönderir"denize dökülüp" karşı kıyıya geçenlere,geçemeyip ruhları Ege denizinde yüzenlere...Ama hepsi,ertesi gün,kendisine bu kadar yakın o memleketlerle ilgili öfkeli ve uzak manşetler okur gazetelerde.Çünkü üç tarafı denizlerle,beş tarafı kederle çevrilidir bu toprağın.Belki gidenler kalanlardan kalabalıktır;muhakkak ölenler,yaşayanlardan...Çünkü en yakınımızdakileri uzaklara itmek üzerinedir yanyana yaşama geleneğimiz.Biz,her gece ışıklarını gördüklerimze bir kere bile bakmamaya alışmışız.En yakınımızdaklerdir bizim en uzak komşularımız... "

"1915 yılında, bu topraklarda karanlık bir yaz yaşandı.Kim suçluydu, kim daha güçlüydü,doksan yıl bu konuşuldu.Mesele şu ki konuşanlar bizler değildik.Hepimiz,hikayelerini eksik ya da fazla anlatan hayaletlerin çocuklarıydık yalnızca.Ama biliyorduk o yaz bizimde utandığımız,yaşananlara koyulacak ad üzerinde kavga ederken eksik bir yasla geçiştirdiğimiz bir şeyler olmuştu.Oysa biliyoruz,bu topraktan sökülüp gitmiş herşey bu toprağın canını acıtıyor;bal gibi biliyoruz aslında .Bilmediğimiz şu:
Biz konuşmuyoruz,bizim yerimize hayaletler konuşuyor hala."