BilişimDergi Haziran Sayısı yayınlandı
BilişimDergi Mayıs Sayısı yayınlandı
İstanbul Üniversitesi TTNET Semineri
Okan Üniversitesi Kariyer Günleri’10
PROJISTOR’10 Teknik Proje Yarışması
Kingston Slogan Avı Başlıyor
IE9 Test Sürüşüne Hazır
İTÜ Finans ve Bilişim Günleri'10
4. Ulusal Kariyer Panayırı
ve Facebook, Google'ı geçti
Firefox daha da hızlanacak
BilişimDergi Nisan sayısı yayınlandı
Ödüllü Flash Web Tasarım Yarışması
Vodafone Widget Yarışması
Uçarı'10
BilişimDergi 12. Sayı
CEBIT Almanya 2-6 Mart 2010
7. Uluslararası ODTÜ Robot Günleri
Ttnet Tivibu servisi hizmete girdi
Windows Mobile 7 tanıtıldı
Google Buzz
Bilişim İçin Gel
Pardus 5 yaşında
BilişimDergi 11. Sayısı
AB Destekli "Kimyasal Bilgisayar" Projesi
Firefox 3.6 çıktı
YouTube videolarını HTML5 ile izleyin
Apple iPad karşınızda...
Geleceğini Koru!
28 Mart 2011 Pazartesi
15 Ocak 2011 Cumartesi
Türkiye ve İran karşı karşıya
NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu Lübnan'daki krizi değerlendirdi: "Türkiye ve İran Lübnan’da karşı karşıya geldi. İlk raundu İran aldı."
Lübnan Ortadoğu’nun mikrokozmosu; bölgedeki dengeleri kavrayabilmek için de bu ülkeye bakmak zorunlu. 1. Dünya Savaş, Soğuk Savaş ve bölgenin yeniden yapılandırıldığı şu dönemde de durum aynı.
Son yaşanan hükümet krizi de bölgedeki nazik denklemden bağımsız değil. Kriz Lübnan’ın iç meselesi gibi görünmekle birlikte aslında bölgedeki ülkelerin Lübnan üzerinden yaptıkları güç mücadelesi; çarpan etkisi tüm bölgeyi etkiyecek nitelikte.
Bu kriz Ortadoğu’da dost-düşman gibi kesin ayrımı yapmanın ne kadar zor olduğunun da göstergesi. Hatta dengelerin her an için değişebileceğinin yeni bir kanıtı. Bir konuda birlikte hareket eden ülkeler başka bir konuda tam tersini yapabiliyor. Bu durum Türkiye’nin Ortadoğu’da tek bir politika izleyemeyeceğini hatırlatması açısından önemli.
Kısacası Ortadoğu’da rol almak isteyenlerin, zemininin her daim kaygan ve kaypak olduğunu bilerek politika yapmak, dengeleri sürekli kontrol etmek zorunda olduğunu bilmeleri gerekiyor. Ortadoğu’da rol almak, lider olmak isteyen ülkeler nazik bir denklemde yürütülecek politikada her daim uyanık olmak bunu yapmadığı takrirde “altındaki zeminin kayacağını” bilmek durumunda.
Lübnan’da hükümetin dağılmasını daha genel anlamda eksen içi ve dışı ülke ve aktörlerin mücadeleleri şeklinde de değerlendirilebilir.
İSRAİL ATEŞLEDİ İRAN TAMAMLADI
Tüm bunları Lübnan’da olup biten üzerinden tercümesi ise şu: Son krizin görünen “kahramanı” Hizbullah olmakla birlikte asıl aktör İran.
Şii/Sünni ekseni mücadelesinde Şii ekseni Suriye’yi diğer eksene kaptırmış olsa da gücünü gösterdi. Türkiye Lübnan ile Suriye arasındaki buzları eriterek önemli bir iş yaptı. Hariri “babamı Suriye öldürdü” tezinden vazgeçti. Ama uluslararası araştırma komisyonu bu kez nasıl olduysa oklarını Hizbullah’a çevirdi. Yani Suriye olmadı, İran’ı vuralım mantığı. Bu senaryonun ardından ABD ve İsrail olduğu söyleniyor.
Hizbullah, Refik Hariri cinayeti ile ilgili kendisinin suçlanacağını, Başbakan ve oğul Saad Hariri’nin bunu durdurmayacağını anladığı anda düğmeye basarak ülkeyi belirsizliğe sürükledi.
BAŞBAKAN'IN LÜBNAN GEZİSİ HARİRİ'YE DESTEKTİ
Oysa Türkiye, Lübnan üzerinde en etkili iki ülke olan Suudi Arabistan ile Suriye’yi bir araya getirip ikna etmiş, Saad Hariri desteklenmişti. Ahmedinejad’ın Lübnan’da Hizbullah’a destek niteliğindeki ciddi gövde gösterisinin ardından Başbakan Erdoğan’ın Lübnan gezisi Hariri’ye desteğin altının çizilmesiydi.
Ama, İran bu denklemi bozdu. Türkiye ve İran Lübnan’da karşı karşıya geldi. İlk raundu İran aldı. İran şimdi Suriye’yi de yeniden kendi yanına çekmeye çalışıyor. Suriye, Suudiler ve Türkiye Hariri’nin arkasında. Ancak bu krizle birlikte Lübnan ve bölge yine tehlikeli bir viraja girdi.
kaynak: 1
Lübnan Ortadoğu’nun mikrokozmosu; bölgedeki dengeleri kavrayabilmek için de bu ülkeye bakmak zorunlu. 1. Dünya Savaş, Soğuk Savaş ve bölgenin yeniden yapılandırıldığı şu dönemde de durum aynı.
Son yaşanan hükümet krizi de bölgedeki nazik denklemden bağımsız değil. Kriz Lübnan’ın iç meselesi gibi görünmekle birlikte aslında bölgedeki ülkelerin Lübnan üzerinden yaptıkları güç mücadelesi; çarpan etkisi tüm bölgeyi etkiyecek nitelikte.
Bu kriz Ortadoğu’da dost-düşman gibi kesin ayrımı yapmanın ne kadar zor olduğunun da göstergesi. Hatta dengelerin her an için değişebileceğinin yeni bir kanıtı. Bir konuda birlikte hareket eden ülkeler başka bir konuda tam tersini yapabiliyor. Bu durum Türkiye’nin Ortadoğu’da tek bir politika izleyemeyeceğini hatırlatması açısından önemli.
Kısacası Ortadoğu’da rol almak isteyenlerin, zemininin her daim kaygan ve kaypak olduğunu bilerek politika yapmak, dengeleri sürekli kontrol etmek zorunda olduğunu bilmeleri gerekiyor. Ortadoğu’da rol almak, lider olmak isteyen ülkeler nazik bir denklemde yürütülecek politikada her daim uyanık olmak bunu yapmadığı takrirde “altındaki zeminin kayacağını” bilmek durumunda.
Lübnan’da hükümetin dağılmasını daha genel anlamda eksen içi ve dışı ülke ve aktörlerin mücadeleleri şeklinde de değerlendirilebilir.
İSRAİL ATEŞLEDİ İRAN TAMAMLADI
Tüm bunları Lübnan’da olup biten üzerinden tercümesi ise şu: Son krizin görünen “kahramanı” Hizbullah olmakla birlikte asıl aktör İran.
Şii/Sünni ekseni mücadelesinde Şii ekseni Suriye’yi diğer eksene kaptırmış olsa da gücünü gösterdi. Türkiye Lübnan ile Suriye arasındaki buzları eriterek önemli bir iş yaptı. Hariri “babamı Suriye öldürdü” tezinden vazgeçti. Ama uluslararası araştırma komisyonu bu kez nasıl olduysa oklarını Hizbullah’a çevirdi. Yani Suriye olmadı, İran’ı vuralım mantığı. Bu senaryonun ardından ABD ve İsrail olduğu söyleniyor.
Hizbullah, Refik Hariri cinayeti ile ilgili kendisinin suçlanacağını, Başbakan ve oğul Saad Hariri’nin bunu durdurmayacağını anladığı anda düğmeye basarak ülkeyi belirsizliğe sürükledi.
BAŞBAKAN'IN LÜBNAN GEZİSİ HARİRİ'YE DESTEKTİ
Oysa Türkiye, Lübnan üzerinde en etkili iki ülke olan Suudi Arabistan ile Suriye’yi bir araya getirip ikna etmiş, Saad Hariri desteklenmişti. Ahmedinejad’ın Lübnan’da Hizbullah’a destek niteliğindeki ciddi gövde gösterisinin ardından Başbakan Erdoğan’ın Lübnan gezisi Hariri’ye desteğin altının çizilmesiydi.
Ama, İran bu denklemi bozdu. Türkiye ve İran Lübnan’da karşı karşıya geldi. İlk raundu İran aldı. İran şimdi Suriye’yi de yeniden kendi yanına çekmeye çalışıyor. Suriye, Suudiler ve Türkiye Hariri’nin arkasında. Ancak bu krizle birlikte Lübnan ve bölge yine tehlikeli bir viraja girdi.
kaynak: 1
13 Aralık 2010 Pazartesi
İstanbul Animasyon Festivali
Animasyon dolu 4 gün...Bu sene altıncısı düzenlenen İstanbul Animasyon Festivali 16-19 Aralık tarihlerinde Pera Müzesi'nde. Toplamda 140 film gösterimi. Yarışmaya Türkiye'den de katılan 33 film en iyi Türk kısa animasyon filmi olmak için yarışacak.
Filmler
Filmler
12 Aralık 2010 Pazar
Kitab-ül Hiyel
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar
İletişim Yayınları
144 Sayfa
1996 Basım
Puan: 9.0
Lalezar Necep Bey'in, Kılıç Ali Paşa Camii muvakkitlerinden Kedigöz Beşir Dede'den naklettiği bir rivayete göre, Calüd, Gülhane Hatt-ı Humayunu'ndan bir yıl, Cüstinyani'nin Cadde-i Kebir'de Fransız Tiyatrosu'nu açmasından ise altı ay sonra, Diyarbekirli ikiz hiyelkârların da yardımıyla yeni bir devridaim makinesi yapmaya koyulmuştu. Artık otuz yaşını çoktan geride bıraktığı için, gücünü barındıran saçları ağarmaya yüz tutmuş, ancak Suvaş sefaretinin dükkanlarından birinde perükarlık yapan Angilidis Efendi'nin siyah saç boyaları imdadına yetişmişti. Kendini daha fazla yorup iktidarını israf etmek istemediğinden makinanın hesaplarını Samur ve Yağmur Çelebiler'e yaptırıyor, zavallılar adeta nefes bile alamadan çalışırlarken o gün boyu Galata balozlarını dolaşıp keyfine bakıyordu. İkizler ise, babalarından çok daha küfürbaz birinin yanına düştüklerini anlamalarına rağmen, konu komşuya, 'Aramızda akrabalık falan yok. Biz sadece onun yanında çalışan iki efendiyiz, ' deyip durumu kurtarıyorlardı.
Osmanlı üstadı İhsan Oktay Anar'ın, yıllar önce yazdığı bu kitabını da okuyup seriyi tamamladım ve gelecek kitabını bekliyorum artık. Mekanik kitabı, yani Kitab-ül Hiyel, bazı icatların hayat hikayelerini anlatıyor.Tabi arada kahramanların hayat hikayelerine de yer veriliyor.
Kitaptan Bölümler
Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin?O, insanoğluna hemen boyun eğmez, çünkü onların, kendisiyle işleyecekleri suçları bilir. Bu yüzden de ortak olacağı günahların bedelini ateşte dövülürken peşinen öder.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



