12 Kasım 2009 Perşembe

VHDL- Program sayacı tasarımı


Soru-2 : Program sayacının tasarımı
İşlemcinin en önemli birimlerinden oluşan program sayacı (PC- Program counter) blok olarak gösteriliyor.32 bit q çıkışı olan PC da saat(clk), silme (clr), 32 bit giriş (d), yükleme (ld) ve artırma (inc) girişleri vardır.Buna göre verilen blok yapısı kullanılarak VHDL gerçeklemesini yapınız.


library ieee;
use ieee.std_logic_1164.all;

use ieee.std_logic_arith.all;

use ieee.std_logic_unsigned.all;


entity PC_reg is

port(

d: in std_logic_vector(31 downto 0);

inc: in std_logic;
ld: in std_logic;

clk: in std_logic;

clr: in std_logic;

do: out std_logic_vector(31 downto 0)
);
end PC_reg;

architecture behaviour of PC_reg is
begin

process(clk)

begin

if clk='1' then

if inc='0' then

if ld='0' and clr='1' then

do<= d xor d;

elsif ld='1' and clr='0' then

do<= d;

elsif ld='1' and clr='1' then

do<= d xor d;

end if;

elsif inc='1' then

if ld='1' and clr='0' then

do<=d+4;

elsif ld='0' and clr='1' then

do<= d xor d;

elsif ld='1' and clr='1' then

do<= d xor d;
end if;

end if;

end if;

end process;

end behaviour;

VHDL-Aritmetik Lojik Ünitesi (ALU) Tasarımı

Soru-3 : Aritmetik Lojik Ünitesi (ALU) Tasarımı
32-bitlik ALU birimi 6 farklı işlem yapabilmektedir. ALU nun blok gösterimi verilmiştir. ALU' nun 32 bitlik iki giriş sinyalleri ile 3 bit kontrol için kullanılan girişi vardır. 32 bitlik çıkış ile birlikte iki durum (Zero, Carry) bayrağı vardır. ALU da yapılan işlemler tablo verilmektedir. Buna göre, ALU nun VHDL gerçeklemesini yapınız.




















library ieee;

use ieee.std_logic_1164.all;

use ieee.std_logic_arith.all;

use ieee.std_logic_unsigned.all;


entity ALU is

port
(
a: in std_logic_vector (31 downto 0);

b: in std_logic_vector (31 downto 0);
s: in std_logic
_vector (2 downto 0);
res: out std_logic_vector (31 downto 0);
z: out std_logic;
c: out std_logic
);
end ALU;


architecture behaviour of ALU is

signal
result : std_logic_vector(31 downto 0);

signal temp: std_logic_vector(32 downto 0);

begin

process(s)

begin


if s = "000" then
result <= a and b;

c<='0';

if result = (a xor a) then

z<='1';

else

z<='0';

end if;


elsif s="001" then

result <= a or b;

if result = (a xor a) then

z<='1';

else

z<='0';
end if;

c<='0';


elsif s="010" then

temp<=a + b;

if temp = (a xor a) then

z<='1';

else

z<='0';

end if;

if temp(32)='1' then

c<='1';

elsif temp(32)='0' then
c<='0';

end if;

result<=temp(31 downto 0);


elsif s="011" then

result<=a;

c<='0';
if result=(a xor a) then
z<='1';

else

z<='0';

end if;

elsif s="110" then

if a > b or a = b then

result<=a-b;
c<='0';

if a=b then

z<='1';

else

z<='0';

end if;

elsif a <b then
z<='0';

c<='1';
res<=(a+(not b)+1);

end if;


elsif s="111" then

result<=b;
if res = (b xor b) then
z<='1';
else
z<='0';
end if;
c<='0';
end if;

res <= result;

end process;

end behaviour;

Ortadoğu Türk çağına giriyor

Ortadoğu'da Türk dönemi yaşanmaya başladığını söyleyen yazar Paul Salim, "Türkiye gibi demokratik, pragmatist ve başarılı bir devletin bölgede rol oyanamasının iyi olacağı görüşünde. Türkiye Ekim ayı içinde bir dizi adım attı. Suriye ile sınır engelleri kaldırıldı, Irak’la bir dizi anlaşma imzalandı. Ayrıca Türkiye nükleer dosyasıyla ilgili olarak açıkça İran’ı savundu.

Öncelikle 20. yüzyılın çoğunluğu boyunca İsrail, Türkiye ve İran, Batının müttefiki olarak ortak bir çatı altındaydı. Fakat İran 1979’da konumunu değiştirdi. Türkiye’nin de yavaşça olsa da tutumunu değiştirdiği görüldü. Sadece birkaç yıl önce Ankara, Suriye’yi düşman ve Saddam Hüseyin Irak’ını tehlikeli komşu olarak görürken, Kürtler açık isyan hali içindeydi. Fakat Suriye bugün dost ve müttefik, Irak ise ihtiyaç duyulan bir komşuya dönüştü. Türkiye-Kürt ilişkileri ise cepheleşmeden işbirliğine geçti.
Türkiye Ekim ayı içinde bir dizi adım attı. Suriye ile sınır engelleri kaldırıldı, Irak’la bir dizi anlaşma imzalandı. Ayrıca Türkiye nükleer dosyasıyla ilgili olarak açıkça İran’ı savundu.

Bütün bu gelişmeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze savaşı sırasında İsrail’i eleştirmesi ve Türkiye-NATO askeri tatbikatlarından uzaklaştırması sonrasında yaşandı. Bu gelişmeler AKP hükümetinin İslami doğudaki nüfuzunu güçlendirmek için harekete geçmesiyle tutarlılık gösteriyor. AKP hükümeti bu amacı gerçekleştirirken, bölgedeki bütün güç şekilleri üzerinde de izler bırakıyor.


KİMSESİZ ÇOCUKTAN BABALIĞA GEÇİŞ SANCISI
Ne var ki Türk politikasındaki değişim güvenlikle sınırlanamaz, siyasi ve ideolojik içeriği de var. Osmanlı'yı ve İslami geçmişi reddeden önceki dönemlerin ve Kemal Atatürk’ün radikal yandaşlarının aksine AKP, gücünün bir kısmını Türkiye’nin İslami kimliğinden alıyor ve ülkesinin güney ve doğudaki komşularıyla birlikte ortak Osmanlı geçmişine özlemle bakıyor. Ankara AB üyeliği çabalarını bırakmamasına rağmen, Avrupa ailesi içindeki ‘kimsesiz çocuk’ konumundan İslam ailesi içindeki muhtemel baba olmaya geçişin sancısını veriyor.

TÜRKİYE LİDERLİK EHLİYETİNE SAHİP
Gerçekten de Türkiye, Arap ve İslam dünyasında liderlik rolüne yükselme ehliyetine sahip. Nasır'ın gölgesindeki Mısır bu liderlik kriterlerini belirlemişti, ancak sonraları bu rol de kriterleri de soldu. Ayrıca İran bir ilerleme kaydetti, ancak çoğunluğu Sünni olan Arap ve İslam dünyasında İran’ın mezhep kimliği bu ilerlemeye nokta koydu. Ayrıca teokratik yönetim modeli de cazip değildi, ki bu yönetim İran içinde dahi yükselen bir muhalefetle karşılanıyor.

Buna karşın Türkiye, Ortadoğu’da modernliğe entegre olmuş tek ülkedir. Türkiye demokratik, etkin ve üretken bir ekonomik ve siyasi sisteme sahip. Ayrıca Türkiye din ile laiklik, inanç ile bilgi, bireysel kimlik ile cemaat kimliği, milliyetçilik ile hukuk yönetimi arasında etkili dengeler ortaya koydu. Fas’tan Pakistan’a bölge ülkelerinden hiçbiri böyle bir başarıyı elde edemedi.

TÜRKİYE BİR GELECEK SUNABİLİR
İran, Mısır ve diğer Arap ülkeleri bir gelecek sunmuyorlar. Fakat Türkiye bir gelecek sunabilir. Zira Türkiye bölgede derin tarihi köklere sahip, büyük ve Sünni bir ülke olma vasfıyla Ortadoğu’da Türk yüzyılını oluşturmaya ehil.

TÜRKİYE'NİN HEM PAZARA, HEM ENERJİYE İHTİYACI VAR
Ekonomi Türkiye’nin doğuya açılımının bir başka temel etkeni. Toplam gayri safi milli hasılatı 700 milyar dolar civarında olan ve büyüyen ekonomiye sahip bu ülkenin can alıcı ihtiyaçları var. Zira büyüyen ihracatına yakın pazarlar bulmak zorunda. Keza büyümesi için enerjiye de ihtiyaç duyuyor. Avrupa deneyimiyle, ulusal çıkarların istikrar ve büyük bölgesel pazarlarla irtibatlı olduğunun bilincinde. Geçen 10 yıl zarfında dış politikası bütün yönlerde istikrar ve işbirliği gerçekleştirmeye çalıştı. Avrupa’ya üyelik ve entegrasyon görüşmelerini sürdürdü, NATO paktındaki üyeliğini ve ABD ile koalisyonunu sürdürürken, Rusya ile seçkin ilişkiler kurdu, Balkanlar, Kafkaslar ve Karadeniz bölgelerinde istikrarı sağlamaya çalıştı. Buna ilaveten Türkiye İran ve Suriye’yi ılımlılığa teşvik etti, tam çöküşe yaklaştığı noktada Irak’a destek oldu, Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk yaptı. Ayrıca bilindiği üzere Türkiye’nin İran ve Irak’ta büyük enerji çıkarları var. İran, Irak ve Suriye ile sağlam ilişkiler kanalıyla Türkiye, oldukça önemli Körfez bölgesine bir geçiş koridoru kazanıyor.

Bölgedeki Türk yıldızı yükselirken, Amerikan gücü düşüş gösteriyor ve Arap-İsrail çekişmesinin çözümü amaçlı girişimler azalıyor. Bu da gerginliklerin dolan bir güç boşluğu oluşturuyor. Özellikle Obama yönetiminin Batı Şeria ve Golan’daki İsrail işgaline karşı koyma noktasındaki güçsüzlüğü veya hazırsızlığı, ABD’yi daha az önemli kıldı . Ve bu durum daha güçlü bölgesel koalisyonların belirmesini teşvik etti.

İSRAİL İLK KEZ BÖLGESEL KOALİSYONLARDAN YOKSUN
İsrail açısından Türk dönüşümü, kuruluşundan bu yana ilk defa bölgesel koalisyonlardan yoksun kalmak anlamına geliyor. Ayrıca barış girişiminin ölüm döşeğinde olması da, İsrail'de barış anlaşmaları imzalayan ülkeleri, yani Mısır ve Ürdün’ü de, oldukça zor şartların pençesine koyuyor. Barış giriminin geleceğin dalgası/eğilimi olduğunu düşünerek bir maceraya atılan bu iki ülke, İsrail’in barış dosyasını kapatması, işgali ve yerleşim birimlerini sürdürmesi ile tarih önünde hatalarını göreceklerdir. Türk tutumundaki değişimle birlikte, bu iki ülkenin hali hazırdaki tutumlarında uzun süre direnmeleri zor olacaktır.

Türk dönüşümü doğal olarak olumlu bir gelişme. Zira Türkiye gibi demokratik, pragmatist ve başarılı bir devletin Arap ve İslam dünyasında daha büyük rol oynaması iyi olur. Fakat Arap-İsrail barışında bir ilerleme sağlanamadığı takdirde, bu dönüşüme çatışmaların yeni bir turu eşlik edebilir. Mescidi Aksa’daki son gelişmeler, bölgenin dört bir yanında çıkması mümkün tehlikeli dini gerginliklerin boyutunu bir daha göstermiştir.

* Londra’da Arapça yayımlanan El Hayat gazetesi, Lübnanlı yazar, Carnegie Ortadoğu Merkezi Direktörü Beyrut, 29 Ekim 2009, Arapçadan çeviri: HALİL ÇELİK

www.ntvmsnbc.com

Babasını Google'da aradı ve buldu

ABD'de 30 yıllık baba-kız ayrılığı son buldu. Eşiyle boşanan ve yeni doğan kızının izini kaybeden babayı, kızı google sayesinde buldu.Boşandıktan sonra yeni doğan kızının izini kaybeden baba, kızına internet sayesinde kavuştu.

Amerikan televizyonları WGCL-TV ve 11Alive, Amerikalı Scott Becker ve 30 yaşındaki kızı April Antoniou'nun ilginç buluşmasına yer verdi.

Babasının adını, arama motoru Google'da defalarca arayan ancak bu isimden çok kişinin olması ve babası hakkında çok fazla bilgiye sahip olmaması nedeniyle aramaları boşa çıkan Antoniou'nun aklına kısa zaman önce başka bir fikir geldi. Google'a "Scott Robert Becker, April'i arıyor" yazan Antoniou'nun karşısına 7 yıl önce babasının kurduğu "www.aprilbecker.com" sitesi çıktı.

April, Becker'ın siteye yazdığı, "Sevgili April, bu mesajı okursan, april@aprilbecker.com adresine e-posta gönder. Ben senin babanım, seninle konuşmayı çok isterim" yazısını okudu.

Bu sayede kızıyla 30 yıl sonra bir araya gelen Becker, "April doğduktan birkaç ay sonra eşiyle boşandığını ve kızının izini bulmak için özel dedektiflere onbinlerce dolar verdiğini" belirtti.

Becker, "Onu bulamıyordum. Annesini bulamıyordum... Belki bir gün kızımın adımı Google'da arayacağını düşündüm, belki bu şekilde beni bulabilirdi" dedi.

ntvmsnbc.com

11 Kasım 2009 Çarşamba

Atlantis


Atlantis
David Gibbins
Altın Kitaplar
431 Sayfa
Puan:9.7
Ocak 2006

Bir zamanlar dünyanın büyük bir kısmını yöneten muhteşem bir imparatorluk vardı... İmparatorluk hanedanı ,denize hakim, daha önce eşi benzeri görülmemiş labirentlerle örülü, muazzam bir kalede yaşıyordu... Bir gün, deniz tanrısı Poseidon' a meydan okuyunca, kale tek bir tufanla dalgalar tarafından yutuldu ve halkını bir daha gören olmadı... Yüzyıllardır Atlantis efsanesiyle büyüyen insanlar, bu ünlü adayı araştırmaktan vazgeçmediler. İleri bir medeniyete sahip olan halkı ,büyük bir uyum ve zenginlik içinde yaşamıştır.Bu mükemmel toplum, birdenbire tarihin bir yerlerinde ardında hiçbir iz bırakmadan tüm gizemiyle sulara gömülmüştür.
Sonunda bir gün, bir deniz arkeoloğu olan Jack Howard'a şans güler ve artık tarihin en büyük gizemini çözmek onun elindedir...
Hala büyük bir sır olarak saklı duran Atlantis efsanesine ışık tutan,kimi yerde macera ve gerilim, kimi yerde ise tarih dersi niteliği taşıyan bu romanı bir solukta okuyacaksınız.


Okuduğum en iyi kitaplardan... Müthiş bir kurgu var , heyecan hiç bitmiyor , anlatım o kadar iyi ki sanki kahraman sizsiniz. Arkeoloji ve tarih konularına ilgi duyuyorsanız mutlaka okuyun derim. Kitabın bir kısmı ülkemizde geçiyor...
Yazarın okuduğum iki kitabı daha var: "Bizans Altınları" ve "Son Ahit".
Bizans Altınları adlı kitap aslında Atlantis'in devamı niteliğinde , Jack Howard bu kez İstanbul'da araştırmalar yapıyor ama bu kitap Atlantis'e göre çok vasat bir kitap olmuş.
Son Ahit adlı kitabı ise çok güzel bir kitaptı,bu kitabı da okumanızı tavsiye edebilirim.Kahraman yine aynı ;Jack Howard ama kendisi bu kez Vatikan'da...