Floppy disketlerin üretimine son veriliyor. 30 yıldır hayatımızda olan disketler, birçok firma tarafından terk edildi ve son olarak Sony de 2011'den itibaren üretimini durduracağını açıkladı.
ABD ordusu, ses hızından 20 kat hızlı insansız hava aracıyla bir deneme yaptı ve aracı kaybetti.İlk deneme başarısız oldu. Amaçları, aşırı hızlı uçuşların güvenli gerçekleştirilmesini sağlamak imiş.Kimilerine göre herhangi bir bölgedeki soruna acil silah müdahalesi yapabilmek...
Twitter 110 milyona dayandı, siteye her gün yaklaşık 300 bin kişi kayıt oluyor ve siteyi kayıtsız 200 milyon kişi ziyaret etmiş. Yeni trend Twiiter...
Bilim adamları lazer sistemi kullanarak yapay güneş yaratacak. Lazer ışınlarını hidrojen moleküllerine yönlendirecek ve nükleer füzyon yoluyla enerji sağlayacak bir yol bulmaya çalışıyorlar. Bol enerji mi, bol silah mı demek bu?
Japonlar, düşünce okuyan cihaz üretimi yapacak. Bunun için büyük firmalar iş birliği içinde.Yakın gelecekte, televizyon, cep telefonu, klimalar kulaklara yerleştirilen alıcılar sayesinde kontrol edilebilecek. Henüz ilk adımları atıyorlar proje için.
Yürürken enerji üreten ayakkabı üzerinde çalışıyorlar. ABD'de bilim adamları, ayakkabının içine ağırlığı arttırmayacak bir jeneratör yerleştirmişler.Hareket edildiğinde jeneratör bu enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürüyor.Böylece şarj işlemi yapılabilir cihazlara.
2010 yılının ilk çeyreğinde Microsoft 14.5 milyar dolar gelir, 4.01 milyar dolar kar elde etti.Apple ise 13.5 milyar dolar gelir elde etti ve karı 3 milyar dolar sınırını geçti.Google ise 6.77 milyar dolar gelir elde etti.
İngiliz internet servis sağlayıcısı Tibboh, birçok siteye yaş sınırı koydu. Bunların arasında Google da var. Google için yaş sınırı 12. Çocuklar için yasak olan daha çekicidir. Bakalım bu sınırlama işe yarayacak mı?
kaynak: ntv, bildirgec , chip , pcworld
30 Mayıs 2010 Pazar
28 Mayıs 2010 Cuma
17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali, 1–20 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
Festival, 50’nin üzerinde konser, 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyla yine İstanbul’u bir caz kentine dönüştürmeye hazırlanıyor. Konser mekanları; Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, Arkeoloji Müzesi, Aya İrini Müzesi, İstanbul Modern, İstinyePark, Salon, Sepetçiler Kasrı ve The Marmara Esma Sultan.
Tünel Şenliği'nde, Tünel ve Galata meydanlarında kurulacak ana sahnelerin yanı sıra bölgedeki birçok farklı mekândaki etkinliklerle, “festival içinde festival” geç saatlere kadar devam edecek. Festivalin gelenekselleşen etkinlikleri Caz Vapuru ve Sokak Konserleri bu yıl da caz coşkusunu İstanbul sokaklarına taşımaya devam edecek.
Program
Festival, 50’nin üzerinde konser, 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyla yine İstanbul’u bir caz kentine dönüştürmeye hazırlanıyor. Konser mekanları; Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, Arkeoloji Müzesi, Aya İrini Müzesi, İstanbul Modern, İstinyePark, Salon, Sepetçiler Kasrı ve The Marmara Esma Sultan.
Tünel Şenliği'nde, Tünel ve Galata meydanlarında kurulacak ana sahnelerin yanı sıra bölgedeki birçok farklı mekândaki etkinliklerle, “festival içinde festival” geç saatlere kadar devam edecek. Festivalin gelenekselleşen etkinlikleri Caz Vapuru ve Sokak Konserleri bu yıl da caz coşkusunu İstanbul sokaklarına taşımaya devam edecek.
Program
Etiketler:
17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali,
Caz Festivali,
Caz Vapuru,
Etkinlikler 2010,
İKSV,
İstanbul Caz Festivali,
Konser mekanları,
Sokak Konserleri,
Tünel Şenliği
27 Mayıs 2010 Perşembe
Risk artık İran kadar Türkiye'nin de üstünde
NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, İran'ın Türkiye'de uranyum takasına nasıl ikna olduğunu yazdı. Çubukçu'ya göre, bu anlaşmadan sonra "risk artık İran kadar Türkiye'nin de üstünde."
İran’ın eski nükleer müzakerecisi Ali Laricani geçen hafta “takas İran’da olmalı demişti. Ancak ikinci bir opsiyon daha vardı ve kaynaklarımızdan aldığımız bu bilgi, takasın Türkiye ve Brezilya’nın garantörlüğünde Türkiye’de yapılacağı yönündeydi.
İran bu ikinci seçeneği kabul ederek uzun yıllardır ısrarla sürdürdüğü politikasını değiştirdi. Çünkü İran geçmiş tecrübelerinden dolayı başta ABD olmak üzere Batılı ülkelere güvenmiyor. Daha önce dışarıya verilen uranyum, takas anlaşmalarına aykırı şekilde yakıt olarak geri dönmemişti. Bu yüzden Tahran aynı “tuzağa” bir kez daha düşmek istemiyordu. İkincisi ise, özellikle nükleer pazarlıkta (arabulucular olsa bile) doğrudan muhatap olmak için ısrarcıydılar. Çok net ifade edilmese de, özellikle Türkiye’nin çok fazla öne çıkması zaman zaman İran’ı rahatsız ediyordu. İran geleneksel diplomasi gereği araya fazla kimseyi sokmadan “düşmanlarıyla” kendisi “hesaplaşmak” istiyordu.
İRAN BARIŞÇIL MI?
Türkiye’nin çabası, ikna süreci ve Brezilya’yı da devreye sokması ile İran uzun yıllardan sonra Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun uranyum takası işlemlerini kabul etti. İranlılara göre atılan bu adım tüm sorunları çözmeyecek olsa da gelinen nokta “nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanmak istediklerini kanıtlıyor”.
İran’ın kafasındaki planı hayata geçirdiği söylenebilir. Çünkü İran güvenilir bir partner arıyordu. Türkiye ve Brezilya’nın işin içinde olması Tahran’ı rahatlattı. Şu andan itibaren 5+1 ülkelerini belli bir süre için İran’a yönelik ambargo konusunda bahanesi kalmadı. Gelinen nokta İran için geri bir adım değil ve bu noktadan sonra İran’ın üzerine gelecek olurlarsa, kimse bu sorunun nükleer çalışmalardan kaynaklandığına inanmayacak. İran’da yapılan yorumlara bakılırsa, Tahran “barışçıl olduğunu” göstermek istiyor. Ancak ABD ve diğer Batılı ülkeleri ikna etmesi şu an için kolay değil.
1200 kg’lık uranyum takasının Batıyı tatmin edip etmeyeceği belli değil. Çünkü İran’ın elinde daha fazlası olduğu iddia ediliyor. İran'a göre ise, bu iddia masaya oturmak istemeyenlerin yeni bir bahanesi. Bu konuda İran çok katmanlı bir politika uygularken, elindeki uranyum miktarı konusunda net bir bilgi yok.
İRAN TAKAS ANLAŞMASI İLE NE KAZANDI?
İran takas anlaşması ile öncelikle, diplomatik süreci elinden geldiği kadar uzatarak zaman kazandı ve kendi istediği noktada imzayı attı. Ancak, İran zaman kazanma manevrasının sonuna gelmiş, zaman geçirme opsiyonu kalmamıştı.
İMZA GARANTİSİ OLMADAN ERDOĞAN İRAN'A GİTMEZDİ
Cumartesi günü "21. Yüzyılın Başlangıcında Türk Dış Politikası ve Dünya Düzeni" konulu toplantıda görüştüğümüz üst düzey dışişleri yetkilisi Türkiye’nin de İran’ın tavrından sıkılmaya başladığını ve kesin bir imza garantisi olmadıkça Başbakan Erdoğan’ın İran’a gitmeyeceğini söylemişti. Türkiye İran’ı “iyi niyet sıkıştırmasıyla” masaya çekti ve son dönemin önemli diplomasi başarısına imza attı.
ARTIK RİSK İRAN KADAR TÜRKİYE'NİN DE ÜSTÜNDE
Geçen hafta NTV’de yayınlanan Canlı Gaste programında söylediğimiz “Türkiye’de takas olacağı” bilgisi doğru çıkmakla birlikte, şimdi Türkiye’nin önünde yeni bir zorlu dönemeç var. İranlılar, bu aşamadan sonra Türkiye’ye güveniyor. Çünkü artık risk İran kadar Türkiye’nin sırtında. Baştan beri kendisi dışında kimseye güvenmeyen İran, Türkiye’nin takas çalışmaları sırasında karşı tarafın sözünü tutmaması halinde “uranyumun İran’a geri gönderilmesini “ şart koştu. İranlılara göre bu Türkiye’ye güvensizliği değil, Türkiye’ye korumayı, Türkiye’nin riskini azaltmayı hedefliyor. Çünkü İran, uzun süre Batının İran’a karşı Türkiye’yi zor durumda bırakabileceği ve iki ülkenin arasını bozabileceğini gerekçesiyle takasın Türkiye’de yapılmasına karşı çıkıyordu. Geçen Kasım ayında NTV için Tahran’da görüştüğümüz Devlet Başkanı Ahmedinejad da o tarihte Batı’nın Türkiye’yi zor durumda bırakıp ilişkileri bozabileceğini söylemişti.
TÜRKİYE’NİN BAŞARISI
İranlılar bu pazarlıktan memnun. Çünkü Türkiye’de artık işin içinde. Laricani’nin deyimi ile birbirini tamamlayan iki ülke, barışçıl bir çözüm diplomatik bir çözüm için işbirliğine giderek bölgede havanın gerginleşmesi, ağır ambargoların hayata geçmesini engellemek için adım atıyorlar. İran inisiyatifinin bir kısmını Türkiye’ye devretmiş durumda. Artık gözler İran kadar, Türkiye’nin de üstünde.
İran ise artık yalnız değil ve anlaşmalara uyulduğu takdirde eli daha güçlü. Bu başarılı operasyonu yürüten Türkiye’nin sorumluluğu ise artık çok daha fazla. Başarının büyük bölümü Dışişleri Bakanı’nı Davutoğlu’na ait.
ŞİMDİ TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDE ZORLU BİR SÜREÇ VAR
Batı ise tüm çabalara rağmen ikna edilmiş gibi görünmüyor; ancak bu biraz da onların bileceği bir işi. İran’ın da bundan sonra daha şeffaf olması tesislerini denetime açması gerekiyor.
Türkiye İran’a “müzakere sürecini çok uzatmaması” konusunda tavır koymuş, ABD ve Batılılara da “diplomasi ve barışçıl yöntemlerin” hala işleyebildiğini göstermiştir. İkna süreçleri karşılıklı diplomasinin yerini ambargo, kriz ve savaşın aldığı zaman neler yaşandığını Irak’tan çok iyi biliyoruz. Şimdi Türkiye’nin önünde zorlu bir süreç var.
kaynak: ntv
İran’ın eski nükleer müzakerecisi Ali Laricani geçen hafta “takas İran’da olmalı demişti. Ancak ikinci bir opsiyon daha vardı ve kaynaklarımızdan aldığımız bu bilgi, takasın Türkiye ve Brezilya’nın garantörlüğünde Türkiye’de yapılacağı yönündeydi.
İran bu ikinci seçeneği kabul ederek uzun yıllardır ısrarla sürdürdüğü politikasını değiştirdi. Çünkü İran geçmiş tecrübelerinden dolayı başta ABD olmak üzere Batılı ülkelere güvenmiyor. Daha önce dışarıya verilen uranyum, takas anlaşmalarına aykırı şekilde yakıt olarak geri dönmemişti. Bu yüzden Tahran aynı “tuzağa” bir kez daha düşmek istemiyordu. İkincisi ise, özellikle nükleer pazarlıkta (arabulucular olsa bile) doğrudan muhatap olmak için ısrarcıydılar. Çok net ifade edilmese de, özellikle Türkiye’nin çok fazla öne çıkması zaman zaman İran’ı rahatsız ediyordu. İran geleneksel diplomasi gereği araya fazla kimseyi sokmadan “düşmanlarıyla” kendisi “hesaplaşmak” istiyordu.
İRAN BARIŞÇIL MI?
Türkiye’nin çabası, ikna süreci ve Brezilya’yı da devreye sokması ile İran uzun yıllardan sonra Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun uranyum takası işlemlerini kabul etti. İranlılara göre atılan bu adım tüm sorunları çözmeyecek olsa da gelinen nokta “nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanmak istediklerini kanıtlıyor”.
İran’ın kafasındaki planı hayata geçirdiği söylenebilir. Çünkü İran güvenilir bir partner arıyordu. Türkiye ve Brezilya’nın işin içinde olması Tahran’ı rahatlattı. Şu andan itibaren 5+1 ülkelerini belli bir süre için İran’a yönelik ambargo konusunda bahanesi kalmadı. Gelinen nokta İran için geri bir adım değil ve bu noktadan sonra İran’ın üzerine gelecek olurlarsa, kimse bu sorunun nükleer çalışmalardan kaynaklandığına inanmayacak. İran’da yapılan yorumlara bakılırsa, Tahran “barışçıl olduğunu” göstermek istiyor. Ancak ABD ve diğer Batılı ülkeleri ikna etmesi şu an için kolay değil.
1200 kg’lık uranyum takasının Batıyı tatmin edip etmeyeceği belli değil. Çünkü İran’ın elinde daha fazlası olduğu iddia ediliyor. İran'a göre ise, bu iddia masaya oturmak istemeyenlerin yeni bir bahanesi. Bu konuda İran çok katmanlı bir politika uygularken, elindeki uranyum miktarı konusunda net bir bilgi yok.
İRAN TAKAS ANLAŞMASI İLE NE KAZANDI?
İran takas anlaşması ile öncelikle, diplomatik süreci elinden geldiği kadar uzatarak zaman kazandı ve kendi istediği noktada imzayı attı. Ancak, İran zaman kazanma manevrasının sonuna gelmiş, zaman geçirme opsiyonu kalmamıştı.
İMZA GARANTİSİ OLMADAN ERDOĞAN İRAN'A GİTMEZDİ
Cumartesi günü "21. Yüzyılın Başlangıcında Türk Dış Politikası ve Dünya Düzeni" konulu toplantıda görüştüğümüz üst düzey dışişleri yetkilisi Türkiye’nin de İran’ın tavrından sıkılmaya başladığını ve kesin bir imza garantisi olmadıkça Başbakan Erdoğan’ın İran’a gitmeyeceğini söylemişti. Türkiye İran’ı “iyi niyet sıkıştırmasıyla” masaya çekti ve son dönemin önemli diplomasi başarısına imza attı.
ARTIK RİSK İRAN KADAR TÜRKİYE'NİN DE ÜSTÜNDE
Geçen hafta NTV’de yayınlanan Canlı Gaste programında söylediğimiz “Türkiye’de takas olacağı” bilgisi doğru çıkmakla birlikte, şimdi Türkiye’nin önünde yeni bir zorlu dönemeç var. İranlılar, bu aşamadan sonra Türkiye’ye güveniyor. Çünkü artık risk İran kadar Türkiye’nin sırtında. Baştan beri kendisi dışında kimseye güvenmeyen İran, Türkiye’nin takas çalışmaları sırasında karşı tarafın sözünü tutmaması halinde “uranyumun İran’a geri gönderilmesini “ şart koştu. İranlılara göre bu Türkiye’ye güvensizliği değil, Türkiye’ye korumayı, Türkiye’nin riskini azaltmayı hedefliyor. Çünkü İran, uzun süre Batının İran’a karşı Türkiye’yi zor durumda bırakabileceği ve iki ülkenin arasını bozabileceğini gerekçesiyle takasın Türkiye’de yapılmasına karşı çıkıyordu. Geçen Kasım ayında NTV için Tahran’da görüştüğümüz Devlet Başkanı Ahmedinejad da o tarihte Batı’nın Türkiye’yi zor durumda bırakıp ilişkileri bozabileceğini söylemişti.
TÜRKİYE’NİN BAŞARISI
İranlılar bu pazarlıktan memnun. Çünkü Türkiye’de artık işin içinde. Laricani’nin deyimi ile birbirini tamamlayan iki ülke, barışçıl bir çözüm diplomatik bir çözüm için işbirliğine giderek bölgede havanın gerginleşmesi, ağır ambargoların hayata geçmesini engellemek için adım atıyorlar. İran inisiyatifinin bir kısmını Türkiye’ye devretmiş durumda. Artık gözler İran kadar, Türkiye’nin de üstünde.
İran ise artık yalnız değil ve anlaşmalara uyulduğu takdirde eli daha güçlü. Bu başarılı operasyonu yürüten Türkiye’nin sorumluluğu ise artık çok daha fazla. Başarının büyük bölümü Dışişleri Bakanı’nı Davutoğlu’na ait.
ŞİMDİ TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDE ZORLU BİR SÜREÇ VAR
Batı ise tüm çabalara rağmen ikna edilmiş gibi görünmüyor; ancak bu biraz da onların bileceği bir işi. İran’ın da bundan sonra daha şeffaf olması tesislerini denetime açması gerekiyor.
Türkiye İran’a “müzakere sürecini çok uzatmaması” konusunda tavır koymuş, ABD ve Batılılara da “diplomasi ve barışçıl yöntemlerin” hala işleyebildiğini göstermiştir. İkna süreçleri karşılıklı diplomasinin yerini ambargo, kriz ve savaşın aldığı zaman neler yaşandığını Irak’tan çok iyi biliyoruz. Şimdi Türkiye’nin önünde zorlu bir süreç var.
kaynak: ntv
25 Mayıs 2010 Salı
Yeşil Haberler Mayıs
Abu Dabi'de dünyanın ilk ekolojik kenti inşa projesi var. Doğayı kirleten maddelerden uzak, tamamen güneş ve rüzgar enerjisiyle elde edilen elektriğin kullanıldığı ve çevre dostu son teknolojilerin kullanılacağı bir kent.
Kopenhag'daki lüks bir otel yeşil bir fikir geliştirmiş. 15 dakika pedal çevir, yemek kazan. Lobide bulunan bisiklet enerji üretmek üzere kurulmuş, müşteriler pedal çevirerek otele enerji sağlıyorlar ve bunun karşılığında yemek kazanıyorlar.
ABD'de sahile vuran balinanın içinden bizim evdekinden çok daha fazla çöp çıkmış.20'den fazla plastik torba, ameliyat eldivenleri, pantalon, plastik pipetler, bant, golf topu...Fazla söze gerek yok, kirlendiğimizin ve kirlettiğimizin resmi budur.
HP gibi büyük şirketler, belki de krizin etkisiyle, az enerji tüketen yeşil cihazlar üretiyorlar. Bu, onlar için daha az para vermek demek. Dünya içinse anlamı daha az "ısınma" demek...Yaşasın Yeşil BT, yaşasın yeşil sunucular.
Bodrum sahilinde bir akdeniz foku kurşunlanmış olarak bulundu. Ölüm nedeni aldığı sert bir darbe olarak görülüyor ve kesin olmamakla birlikte orada yaşayan foklardan biri olmayabileceği belirtilmiş.
Almanya'da insan zinciri.Nükleer karşıtı kişiler, Almanya hükümetinin nükleer tesis kapatma kararını geciktirme girişimi üzerine, iki reaktör arası 120 km uzunluğunda insan zinciri oluşturdular.
Biyoyakıtlar düşünüldüğü kadar çevre için yararlı olmayabilir. AB önümüzdeki 10 yılın sonuna kadar ulaşımda kullanılan yakıtın %10’unun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla hedefini belirlemişti ama artık emin değiller.Biyoyakıt ihtiyacına bakılarak, ürün yetiştirmek için ormanların kesilmesi, gıda fiyatların artması, bazı bitkilerin karbon salınımın fazla olması gibi nedenler, yetkili organlara başka araştırmalar yapmaya yöneltti.Dikkat gerektiren bir konu.
Türkiye'de, Maden Kanunu'nda değişiklikler yapılmak isteniyor.Yaban hayatı koruma sahalarında, su havzalarında ve zeytinliklerde maden arama, çıkarma ve maden tesisi kurmaya yönelik izinler verilmesi isteniyor.Bu karar, nesli tükenen hayvan sayısını artırır.Önce hayvanları korumak adına bir yer veriyorsunuz, sonra onları sürekli taciz ediyorsunuz!
Everest'te 8 bin metrede çöp temizliği yapılacak. Isınma etkisiyle eriyen karlar çöpleri açığa çıkardı ve dağcılar en yüksek temizliği ve en tehlikelisini yapacak. Çöpler, daha önceden tırmanan dağcı artıkları.
Yapılan araştırmaya göre beş yılda ormanların %3'ünü kaybettik. En çok kayıp Brezilya ve Kanada'da olmuş.
AB, elektrikli arabalara destek veriyor. Yaygınlaşması amacıyla çalışmalar yapacak ve devletlerden destek bekliyor.Elektrikle çalışan motorlar gelecekte ses getirebilir.
Bir araştırma, dünyamızın aldığı güneş enerjisi ile uzaya yaydığı enerji arasındaki dengenin son 10 yıldır bozulmakta olduğunu gösteriyor.Neden küresel ısınma, değişen dengeler.Bilinmeyense, kayıp enerjinin nereye gittiği.Son 50 yıldır iklim sistemine eklenen enerjinin yaklaşık %90’ı okyanuslar tarafından emiliyor. Geri kalanın bir kısmı deniz ve karalardaki buzları eritiyor, bir kısmı karaların yüzeylerini, çok küçük bir kısmı da atmosferi ısıtıyor. Araştırmacılara göre kayıp enerjinin büyük bölümü, okyanusların izlenmeyen derinliklerinde gizleniyor olabilir.Derinlerde saklı enerjinin gelecekte birçok felakete neden olabilileceği uyarısında bulunuyorlar.
Moritanya'dan plastikte geri adım. Güzel bir geri dönüşüm haberi.Plastik atıklar halk tarafından toplanıp ücret karşılığında alınacak ve kadınların işlettiği tesislerde geri dönüştürülecek.Bu da sanayiye kazandırılacak.
Trakya Üniversitesi sık sık radrasyona maruz kalan insanlara günde iki bardak yoğurt tavsiye ediyor.Yoğurt hücre yenilenmesinde ve onarılmasında önemli imiş. Cep telefonu bol kullanan bir millet olarak yoğurda hücuuuum.
Kahire'de çöp şehir. Tam 70 bin insan çöp toplayarak geçimini sağlıyor bu çöp şehirde. Yemek artıkları hayvanlara veriliyor, bazı şeyler ise tamir edilerek yeniden kullanılıyor.
kaynak: ntv, shiftdelete
Kopenhag'daki lüks bir otel yeşil bir fikir geliştirmiş. 15 dakika pedal çevir, yemek kazan. Lobide bulunan bisiklet enerji üretmek üzere kurulmuş, müşteriler pedal çevirerek otele enerji sağlıyorlar ve bunun karşılığında yemek kazanıyorlar.
ABD'de sahile vuran balinanın içinden bizim evdekinden çok daha fazla çöp çıkmış.20'den fazla plastik torba, ameliyat eldivenleri, pantalon, plastik pipetler, bant, golf topu...Fazla söze gerek yok, kirlendiğimizin ve kirlettiğimizin resmi budur.
HP gibi büyük şirketler, belki de krizin etkisiyle, az enerji tüketen yeşil cihazlar üretiyorlar. Bu, onlar için daha az para vermek demek. Dünya içinse anlamı daha az "ısınma" demek...Yaşasın Yeşil BT, yaşasın yeşil sunucular.
Bodrum sahilinde bir akdeniz foku kurşunlanmış olarak bulundu. Ölüm nedeni aldığı sert bir darbe olarak görülüyor ve kesin olmamakla birlikte orada yaşayan foklardan biri olmayabileceği belirtilmiş.
Almanya'da insan zinciri.Nükleer karşıtı kişiler, Almanya hükümetinin nükleer tesis kapatma kararını geciktirme girişimi üzerine, iki reaktör arası 120 km uzunluğunda insan zinciri oluşturdular.
Biyoyakıtlar düşünüldüğü kadar çevre için yararlı olmayabilir. AB önümüzdeki 10 yılın sonuna kadar ulaşımda kullanılan yakıtın %10’unun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla hedefini belirlemişti ama artık emin değiller.Biyoyakıt ihtiyacına bakılarak, ürün yetiştirmek için ormanların kesilmesi, gıda fiyatların artması, bazı bitkilerin karbon salınımın fazla olması gibi nedenler, yetkili organlara başka araştırmalar yapmaya yöneltti.Dikkat gerektiren bir konu.
Türkiye'de, Maden Kanunu'nda değişiklikler yapılmak isteniyor.Yaban hayatı koruma sahalarında, su havzalarında ve zeytinliklerde maden arama, çıkarma ve maden tesisi kurmaya yönelik izinler verilmesi isteniyor.Bu karar, nesli tükenen hayvan sayısını artırır.Önce hayvanları korumak adına bir yer veriyorsunuz, sonra onları sürekli taciz ediyorsunuz!
Everest'te 8 bin metrede çöp temizliği yapılacak. Isınma etkisiyle eriyen karlar çöpleri açığa çıkardı ve dağcılar en yüksek temizliği ve en tehlikelisini yapacak. Çöpler, daha önceden tırmanan dağcı artıkları.
Yapılan araştırmaya göre beş yılda ormanların %3'ünü kaybettik. En çok kayıp Brezilya ve Kanada'da olmuş.
AB, elektrikli arabalara destek veriyor. Yaygınlaşması amacıyla çalışmalar yapacak ve devletlerden destek bekliyor.Elektrikle çalışan motorlar gelecekte ses getirebilir.
Bir araştırma, dünyamızın aldığı güneş enerjisi ile uzaya yaydığı enerji arasındaki dengenin son 10 yıldır bozulmakta olduğunu gösteriyor.Neden küresel ısınma, değişen dengeler.Bilinmeyense, kayıp enerjinin nereye gittiği.Son 50 yıldır iklim sistemine eklenen enerjinin yaklaşık %90’ı okyanuslar tarafından emiliyor. Geri kalanın bir kısmı deniz ve karalardaki buzları eritiyor, bir kısmı karaların yüzeylerini, çok küçük bir kısmı da atmosferi ısıtıyor. Araştırmacılara göre kayıp enerjinin büyük bölümü, okyanusların izlenmeyen derinliklerinde gizleniyor olabilir.Derinlerde saklı enerjinin gelecekte birçok felakete neden olabilileceği uyarısında bulunuyorlar.
Moritanya'dan plastikte geri adım. Güzel bir geri dönüşüm haberi.Plastik atıklar halk tarafından toplanıp ücret karşılığında alınacak ve kadınların işlettiği tesislerde geri dönüştürülecek.Bu da sanayiye kazandırılacak.
Trakya Üniversitesi sık sık radrasyona maruz kalan insanlara günde iki bardak yoğurt tavsiye ediyor.Yoğurt hücre yenilenmesinde ve onarılmasında önemli imiş. Cep telefonu bol kullanan bir millet olarak yoğurda hücuuuum.
Kahire'de çöp şehir. Tam 70 bin insan çöp toplayarak geçimini sağlıyor bu çöp şehirde. Yemek artıkları hayvanlara veriliyor, bazı şeyler ise tamir edilerek yeniden kullanılıyor.
kaynak: ntv, shiftdelete
Etiketler:
akdeniz foku,
Biyoyakıt,
çöp şehir,
ekolojik kent,
elektrikli araba,
enerji kaybı,
Everest çöp,
HP,
Maden Kanunu,
Okyanus kirliliği,
Yeşil Haberler 2010,
yeşil sunucu
24 Mayıs 2010 Pazartesi
yolcu
gözü kapalı çizilen yollarda
ayağı çıplak yolcu
düşünmeden imzaladığın bu serüven
seni aşka kavuşturduğunda
yolun sonunda beklediğin sevgili,
güneşin,
tek renk siluetse eğer
vazgeçme zamanı gelmiştir
son sözünü söyle ve güneşine veda et,
hayata ilk adımında olduğu gibi ağla
tenindeki ıslaklık toprağa ulaşınca
soluduğun herşey son bulacak
toprak seni kabul ederse
yerin altındaki karanlık güneşlerle tanışacaksın
gözün alıştığında karanlığa
artık onun hayali olmayacak zihninde
rahat uyuyabilirsin artık
ruhun sonsuzluğa hoşgeldi.
mc
ayağı çıplak yolcu
düşünmeden imzaladığın bu serüven
seni aşka kavuşturduğunda
yolun sonunda beklediğin sevgili,
güneşin,
tek renk siluetse eğer
vazgeçme zamanı gelmiştir
son sözünü söyle ve güneşine veda et,
hayata ilk adımında olduğu gibi ağla
tenindeki ıslaklık toprağa ulaşınca
soluduğun herşey son bulacak
toprak seni kabul ederse
yerin altındaki karanlık güneşlerle tanışacaksın
gözün alıştığında karanlığa
artık onun hayali olmayacak zihninde
rahat uyuyabilirsin artık
ruhun sonsuzluğa hoşgeldi.
mc
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







