Dalian’da 16 Temmuz’da iki boru hattının patlayarak Bohai Körfezi’ne petrol sızdırması sonucu meydana gelen petrol felaketinde Çin'in en büyük petrol şirketlerinden China National Petroleum Corp'a (Çin Milli Petrol Şirketi-CNPC) ait Dalian Limanı'nındaki petrol boru hattındaki patlamanın ardından Sarı Deniz'e yayılan yaklaşık bin 500 ton ham petrol bölgeyi tehdit altında bıraktı.Liberyalı bir tanker gemisinden Dalian’ın Xingang Limanı’ndaki depo ünitelerine petrol transfer edilirken, borulardan birinin patlaması bir diğer boruda da bir dizi patlama gerçekleşmesini tetikledi. Patlamanın ardından bölgede sızıntı nedeniyle 180 kilometrekarelik bir alan petrol altında kaldı.Sızıntı, Çin'deki petrolden kaynaklanan en büyük çevre felaketlerinden biridir.
Meydana gelen patlamada ölen ya da yaralanan olmazken, patlamadan sonra çıkan yangın yaklaşık 15 saatte söndürülebildi.2 bin itfaiyecinin görev aldığı yangında yetkililer, çevredeki yaklaşık 600 evi tahliye etti. Geçimini balıkçılıkla sağlayan bölge halkı ise doğal hayatı tehdit eden petrolun bir an önce temizlenmesi için seferber oldu. Düzinelerce petrol toplama tankeri bölgede çalışmalar yaparken, denizdeki petrol temizliğinin en az 10 gün süreceği öğrenildi. Çin'in doğusunda geçtiğimiz aylarda bir petrol boru hattı sızıntı yapmış, tarlalara akan yüzlerce ton petrol büyük maddi zarara yol açmıştı.
Çin’in rapor edilen en büyük petrol sızıntısı, Sarı Deniz’deki plajlara yaklaşmaya başladı. Deniz yaşamını tehdit eden kazada, ham petrol 430 kilometrekarelik bir alana yayıldı.
Çin hükümeti 22 Temmuz'da –kazadan altı gün sonra- petrol sızıntısının durduğunu bildirdi.
Greenpeace, bölgedeki yerel balıkçı ve işçilere 300 adet maske dağıttı. Bölgede bulunan Greenpeace gönüllülerinin bazılarında deri alerjisi ve nefes alma problemleri şimdiden başgöstermiş bulunuyor.
Eğer petrole bağımlılığımızı azaltmak için bir yol haritası çizmezsek, kazaların sonu gelmeyecek. Yaşananlar gösteriyor ki, dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen kaza yalnızca oranın halkını değil, gezegendeki tüm ekosistemi derinden etkiliyor.
kaynaklar: 1 , 2 , 3 , 4 , 5 , 6
Greenpeace etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Greenpeace etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Kasım 2010 Cuma
27 Nisan 2010 Salı
Yeşil Haberler Nisan
Yeşiller Partisi, plastik torbaların yasaklanması için "Plastik poşete hayır" imza kampanyası başlattı.Bilindiği gibi dünyada plastik ambalaj kullanımı çok fazla ve gün geçtikçe artıyor. Petrolun türevi olan plastik, hava-su-toprak-çevre kirliliğine neden olup deniz canlılarını ve bitkileri olumsuz etkiliyor hatta onların yok olmasına neden oluyor.Bazı plastikler geri dönüştürülebiliyor ama bazıları doğaya geri kazandırılamıyor ve yıllarca doğaya karışmıyor.Bu yüzden ülkemizde poşetlerin kullanımı azaltılmalı hatta yasaklanmalı.
Bu imza kampanyasına destek vermek için: plastikposetehayir.com
Aynı konuya Greenpeace'de değindi:"Yüzyılın buluşu plastik, onu bilinçsizce kullanan insanoğlundan şimdi intikam alıyor. Hormon bozukluklarına sebep olan ve kanserojen etkilere sahip kimyasallar içeren plastik, insanoğlunun adeta hücrelerine sinmiş durumda. Yapılan testler, kanımızda sert plastik şişe ve metal bazlı yiyecek-içecek kutularında kullanılan endüstriyel kimyasal Bisphenol A taşıdığımızı ortaya koyuyor". Greenpeace’den Thilo Maack, sadece geri dönüşümü garanti altına alındığı takdirde plastiğin kullanılmasına izin verilmesi gerektiğini vurguluyor.
Ve bu konuyla ilgili bir haber daha. Atlantik okyanusunda bir çöp girdabı daha bulundu.Bu girdabın kilometrelerce uzunlukta olduğu düşünülüyor.Daha önceden 5 tane çöp girdabı olduğu düşünülüyordu.
Avustralya'da yanlış rotada gidip mercan kayalıklarına çarpan gemiden çıkan yaklaşık bir ton yakıt, dünyanın en büyük mercan kayalıklarını tehdit altına soktu. Temizleme işleminin haftalar süreceği bildirilmiş.Mercan kayalıklarına verilen hasarın derecesi merak konusu.
Gün geçmiyor ki yeşil tasarımlara bir yenisi eklenmesin.İşte karşınızda atık şişelerde yapılmış otobüs durağı.ABD, Kentucky bölgesinde, Aaron Scales, sokağa atılan boş şişeleri gördü ve bu projeyi geliştirdi.Durak, geceleri aydınlatılıyor.Işıklar için gereken enerji ise otobüs durağının üzerindeki güneş panellerinden sağlanıyor.
İngiltere'de çevrenin büyük ölçüde zarar görmesine neden olan olayların "soykırım" ile eşit muamele görmesi yönünde bir kampanya başlatıldı. Kampanyada Birleşmiş Milletler'in ekolojik yıkımları, barış karşısında işlenmiş ilk beş suç listesi içine alması isteniyor... Bu sayede ekolojik suçlar da Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanabilecek. Kampanyanın yürütücüleri ekolojik suçlar arasında iklim değişikliğinin olmadığını iddia eden "iklim inkarcıları"nın da girmesini istiyorlar.
Başka bir açıklama WWF Türkiye'den(Doğal hayatı Koruma Vakfı) geldi.Açıklama yunus gösteri merkezleri hakkında. Aslında birçok deniz memelileri 'gösteri' amaçlı havuzlara tutsak ediliyor. Bazı ülkelerde bu havuzlar yasak ama ülkemizde 12 adet varmış. WWF Türkiye, bu merkezlerin kapanmasını istiyor,bu konu hakkında yasal düzenlemeler gerektiğini vurguluyor ve benden de sonuna kadar destek geliyor. İnsanlar olarak onları hapsetmeye hakkımız yok, fazla söze de gerek yok...
Ülkemizden süper bir haber. Van'da devlet desteğiyle ev çatılarına güneş panelleri takıldı.Böylece ağaçlar kesilmeyecek..Ayrıca her eve ikişer ceviz fidanı dağıtılmış.Kutluyoruz:)
Bir rapora göre gelişmekte olan ülkelerde, ihraç edilen malların üretiminde kullanılan suyun miktarı su kıtlığını daha da artırıyor.Örneğin;her fincan kahve için toplamda 140 litre su tüketmiş oluyorsunuz.Bu miktar, kahvenin üretilmesinden, tüketime hazır hale gelinceye kadar tüketilen suyun toplamını ifade ediyor.Bu konuda gelişmiş ülkelerin diğer ülkelere öğretmesi gereken çok şey var.
kaynak: ntv
Bu imza kampanyasına destek vermek için: plastikposetehayir.com
Aynı konuya Greenpeace'de değindi:"Yüzyılın buluşu plastik, onu bilinçsizce kullanan insanoğlundan şimdi intikam alıyor. Hormon bozukluklarına sebep olan ve kanserojen etkilere sahip kimyasallar içeren plastik, insanoğlunun adeta hücrelerine sinmiş durumda. Yapılan testler, kanımızda sert plastik şişe ve metal bazlı yiyecek-içecek kutularında kullanılan endüstriyel kimyasal Bisphenol A taşıdığımızı ortaya koyuyor". Greenpeace’den Thilo Maack, sadece geri dönüşümü garanti altına alındığı takdirde plastiğin kullanılmasına izin verilmesi gerektiğini vurguluyor.
Ve bu konuyla ilgili bir haber daha. Atlantik okyanusunda bir çöp girdabı daha bulundu.Bu girdabın kilometrelerce uzunlukta olduğu düşünülüyor.Daha önceden 5 tane çöp girdabı olduğu düşünülüyordu.
Avustralya'da yanlış rotada gidip mercan kayalıklarına çarpan gemiden çıkan yaklaşık bir ton yakıt, dünyanın en büyük mercan kayalıklarını tehdit altına soktu. Temizleme işleminin haftalar süreceği bildirilmiş.Mercan kayalıklarına verilen hasarın derecesi merak konusu.
Gün geçmiyor ki yeşil tasarımlara bir yenisi eklenmesin.İşte karşınızda atık şişelerde yapılmış otobüs durağı.ABD, Kentucky bölgesinde, Aaron Scales, sokağa atılan boş şişeleri gördü ve bu projeyi geliştirdi.Durak, geceleri aydınlatılıyor.Işıklar için gereken enerji ise otobüs durağının üzerindeki güneş panellerinden sağlanıyor.
İngiltere'de çevrenin büyük ölçüde zarar görmesine neden olan olayların "soykırım" ile eşit muamele görmesi yönünde bir kampanya başlatıldı. Kampanyada Birleşmiş Milletler'in ekolojik yıkımları, barış karşısında işlenmiş ilk beş suç listesi içine alması isteniyor... Bu sayede ekolojik suçlar da Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanabilecek. Kampanyanın yürütücüleri ekolojik suçlar arasında iklim değişikliğinin olmadığını iddia eden "iklim inkarcıları"nın da girmesini istiyorlar.
Başka bir açıklama WWF Türkiye'den(Doğal hayatı Koruma Vakfı) geldi.Açıklama yunus gösteri merkezleri hakkında. Aslında birçok deniz memelileri 'gösteri' amaçlı havuzlara tutsak ediliyor. Bazı ülkelerde bu havuzlar yasak ama ülkemizde 12 adet varmış. WWF Türkiye, bu merkezlerin kapanmasını istiyor,bu konu hakkında yasal düzenlemeler gerektiğini vurguluyor ve benden de sonuna kadar destek geliyor. İnsanlar olarak onları hapsetmeye hakkımız yok, fazla söze de gerek yok...
Ülkemizden süper bir haber. Van'da devlet desteğiyle ev çatılarına güneş panelleri takıldı.Böylece ağaçlar kesilmeyecek..Ayrıca her eve ikişer ceviz fidanı dağıtılmış.Kutluyoruz:)
Bir rapora göre gelişmekte olan ülkelerde, ihraç edilen malların üretiminde kullanılan suyun miktarı su kıtlığını daha da artırıyor.Örneğin;her fincan kahve için toplamda 140 litre su tüketmiş oluyorsunuz.Bu miktar, kahvenin üretilmesinden, tüketime hazır hale gelinceye kadar tüketilen suyun toplamını ifade ediyor.Bu konuda gelişmiş ülkelerin diğer ülkelere öğretmesi gereken çok şey var.
kaynak: ntv
25 Şubat 2010 Perşembe
Rüzgar Kamil Nükleere Karşı
Mario, Prince of Persia… Bildiğin tüm platform oyunlarını unut. Şimdi Rüzgâr Kâmil zamanı! E peki ama kim bu Rüzgâr Kâmil? O mahallemizin bıçkın delikanlısı, o çevreci, o yardımsever, o bilinçli, genç ve heyecanlı… O her şeyden önce dünyayı tehdit eden nükleer enerjiye karşı!
İşte karşında bu yılın en süper oyunu “Rüzgar Kamil Nükleere Karşı”! Dünyayı hep başkaları mı kurtaracak? Sıra sende. Rüzgar Kamil’le birlikte maceradan maceraya atıl, hopla, zıpla, eğlen… Eğlenirken dünyayı kurtar.
Hazır dünyayı kurtarmışken bir adım daha at: Henüz imzalamadıysan nükleer atıklara karşı imzanı at. Ben çoktan imza attım diyorsan oyunu arkadaşlarına da yolla, onlar da oynasın, onlar da imza atsın.
İyi olan kazansın!
Oyunu oyna!
İşte karşında bu yılın en süper oyunu “Rüzgar Kamil Nükleere Karşı”! Dünyayı hep başkaları mı kurtaracak? Sıra sende. Rüzgar Kamil’le birlikte maceradan maceraya atıl, hopla, zıpla, eğlen… Eğlenirken dünyayı kurtar.
Hazır dünyayı kurtarmışken bir adım daha at: Henüz imzalamadıysan nükleer atıklara karşı imzanı at. Ben çoktan imza attım diyorsan oyunu arkadaşlarına da yolla, onlar da oynasın, onlar da imza atsın.
İyi olan kazansın!
Oyunu oyna!
23 Şubat 2010 Salı
Nükleerle yaşamaya hazır mısın?
26 Nisan’a kadar 1 milyon kişi olalım, hep beraber durduralım nükleeri...
Nükleer enerji, geçen 60 yıl içinde hiçbir soruna çözüm getiremedi. Güvenlik açıkları, atık sorunu, artan maliyet ve inşaat süreleri gibi birçok konuda milyarlarca dolar harcandı. Bunca yatırıma rağmen nükleer, dünyanın en kirli ve riskli enerji kaynağı olmaya devam ediyor. Aslında geçtiğimiz yüzyılın işe yaramaz teknolojileri arasında çoktan yerini almış olmalıydı. Oysa hâlâ birileri bize nükleer enerjiyi yeni, güvenli ve temiz bir enerji kaynağı olarak tanıtmaya çalışıyor...
Aklımızı çelmeye çalışanlara inat, biz nükleer enerjinin gerçekte ne anlama geldiğini biliyoruz: Çernobil’i, her yıl Sibirya'ya gönderilmek zorunda kalınan çözümsüz radyoaktif atıkları, 20 yıldan uzun süredir tamamlanamayan ve çok büyük ihtimalle harcanan milyarlara rağmen
tamamlanamayacak dünya üzerindeki 12 reaktörü biliyoruz. Şunu da biliyoruz: Türkiye'de bir nükleer santral kurulursa, sadece bizim ve çocuklarımızın değil, gelecek kuşakların da hayatlarını riske atacak. Üstelik bu, bizim ceplerimizden karşılanarak yapılacak.
Ben nükleer enerjiye karşıyım. Karşı çıkmak için hem kendi adıma, hem de gezegenimiz adına pek çok nedenim var.Vadettiği hiç birşeyi karşılamayan bu kirli, tehlikeli ve pahalı teknolojiyi finanse etmek istemiyorum. Ülkemde nükleer endüstrisinin yalanlarını dile getiren devlet yetkilileri, nükleer enerjinin faydalarını sıralayan eski kafalı bürokratlar
görmek istemiyorum.
http://nukleer.greenpeace.org/
İmza kampanyasına imza toplayarak destek verin...
Çernobil'in geçmişi, Türkiye'nin geleceği olmasın... from Greenpeace Akdeniz on Vimeo.
Nükleer enerji, geçen 60 yıl içinde hiçbir soruna çözüm getiremedi. Güvenlik açıkları, atık sorunu, artan maliyet ve inşaat süreleri gibi birçok konuda milyarlarca dolar harcandı. Bunca yatırıma rağmen nükleer, dünyanın en kirli ve riskli enerji kaynağı olmaya devam ediyor. Aslında geçtiğimiz yüzyılın işe yaramaz teknolojileri arasında çoktan yerini almış olmalıydı. Oysa hâlâ birileri bize nükleer enerjiyi yeni, güvenli ve temiz bir enerji kaynağı olarak tanıtmaya çalışıyor...
Aklımızı çelmeye çalışanlara inat, biz nükleer enerjinin gerçekte ne anlama geldiğini biliyoruz: Çernobil’i, her yıl Sibirya'ya gönderilmek zorunda kalınan çözümsüz radyoaktif atıkları, 20 yıldan uzun süredir tamamlanamayan ve çok büyük ihtimalle harcanan milyarlara rağmen
tamamlanamayacak dünya üzerindeki 12 reaktörü biliyoruz. Şunu da biliyoruz: Türkiye'de bir nükleer santral kurulursa, sadece bizim ve çocuklarımızın değil, gelecek kuşakların da hayatlarını riske atacak. Üstelik bu, bizim ceplerimizden karşılanarak yapılacak.
Ben nükleer enerjiye karşıyım. Karşı çıkmak için hem kendi adıma, hem de gezegenimiz adına pek çok nedenim var.Vadettiği hiç birşeyi karşılamayan bu kirli, tehlikeli ve pahalı teknolojiyi finanse etmek istemiyorum. Ülkemde nükleer endüstrisinin yalanlarını dile getiren devlet yetkilileri, nükleer enerjinin faydalarını sıralayan eski kafalı bürokratlar
görmek istemiyorum.
http://nukleer.greenpeace.org/
İmza kampanyasına imza toplayarak destek verin...
Çernobil'in geçmişi, Türkiye'nin geleceği olmasın... from Greenpeace Akdeniz on Vimeo.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



