nükleer enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nükleer enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2010 Çarşamba

Nükleer İmza - 1

Türkiye'nin yaklaşık 50 yıllık nükleer santral macerasında tarihi bir viraj dönülmüş, Türkiye ile Rusya arasında uzun süredir devam eden nükleer santral görüşmeleri sonuçlanmıştır ve iki ülke arasında 20 milyar dolarlık "Akkuyu Sahasında Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliği Anlaşması" imzalandı.

Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş. (TETAŞ) tarafından açılan nükleer santral ihalesine tek katılımcı olarak giren Rus-Türk ortaklığı Atomstroyexport- Inter RAO-Park Teknik'ten oluşan konsorsiyum, önce 21.16 kilowatt saat/sentlik teklif vermiş, ardından bu rakam kilowatt saat başına 15.3-13.4 sent aralığına çekilmişti. Ancak Danıştay'ın sürece temel teşkil eden yönetmeliğin üç maddesine ilişkin yürürlüğü durdurmasının ardından ihale 20 Kasım 2009'da iptal edilmişti.

Daha sonra Türkiye ile Rusya arasında varılan mutabakatla, nükleer santralin, herhangi bir ihaleye gerek kalmadan, uluslararası anlaşma kapsamında yapılması kararlaştırıldı.

Nükleerdeki anlaşmayı değerlendiren Enerji Uzmanı Necdet Pamir şunları söyledi: "İki ülke arasındaki ilişkilere bakınca karşılıklı yarar sözcüğünün kilit sözcük olması gerekir. Rusya'yla dış ticaret hacmimiz 38 milyar dolar. Bunun dökümünü yapınca bizim ihracatımız 6.5 milyar dolar. Doğalgazda %65, petrolde %33 Rusya'ya bağımlıyken, buna bir de ihalesiz nükleer bağımlılığı getirdiğinizde kaygı duymamamız mümkün değil. Rusya'nın önerdiği modelin denenip sıkıntıları görülmemiş bir reaktör olduğunu da söylemek gerekir. Bizim bağımlılığımız artıyor."

kaynak: 1 , 2 , 3 , 4 , 5 , 6 , 7 , 8 , 9 , 10 , 11 , 12

Nükleer İmza - 2

MERSİN NÜKLEER KARŞITI PLATFORM
AKP Hükümeti, Rusya ile kamu yararı olmayan, uluslararası nükleer lobilere ve yerli işbirlikçilerine ekonomik rant kazandıracak bir anlaşmaya imza attı. Özellikle yandaşları ve akrabaları olan Çalık grubuna, Samsun-Ceyhan petrol boru hattının inşaatının yapımı karşılığında, ülkemizin hiç ihtiyacı olmayan, yaşam alanlarımızı tahrip edecek Akkuyu Nükleer Santralinin yapımı için adımlar atılmaktadır.
20 milyar dolarlık sözleşmeyle Rusya’dan satın alınacak nükleer enerjinin kwh maliyeti 12.5 cent. Bu rakam, ülkemizde üretilen elektrik enerjisinin kwh maliyetinin 4 katı. Üstelik 15 yıl alım garantisinin oluşu, kamu kaynaklarımızın nükleer lobilere aktarılacağının bir göstergesidir.

Rusyanın sabıkalı teknolojisini tarihin en büyük nükleer santral felaketi olan Çernobil kazasında gördük. Günümüzde de Rus teknolojisinin güvensiz olduğu ispat edilmiştir.
* Öyle ki, hiçbir ülkede bir şirketin ürettiği radyoaktif elektriği tüketicilerin satın alıp kullanma zorunluluğu yok. Hele ki, bu kadar fahiş fiyatlara.
* Öyle ki, hiçbir ülke güvenliği denetleyecek bir mekanizma kurmadan bu işe girişmiyor. Biz de ise TAEK, Başbakan’a ve onun keyfine bağlı.
* Öyle ki, ABD’de 1978’den bu yana yeni bir reaktör siparişi yok. Avrupa’da sadece bir tane reaktör inşa ediliyor ve bu da fahiş fiyatları, bitmeyen inşaatı ve güvenlik skandallarıyla şimdiden Finlandiya’nın başına bela olmuş durumda.

kaynak: 1 , 2 , 3 , 4 , 5 , 6 , 7 , 8 , 9 , 10 , 11 , 12

Nükleer İmza - 3

Enerji meselesi, bir ülkenin enerji stratejileri ve yapısı göz önüne alındığında sadece ekonomik değil aynı zamanda sosyal, çevresel ve diplomatik bir meseledir. İnsan haklarından istihdam yapısına, doğa korumadan ulusal güvenliğe kadar pek çok alana da nüfuz eder. Enerji sistemi, bu tartışmaların hepsi boyutlandırılmadan dönüştürülemez.

Enerjisinin % 78′ini dışarıdan ithal eden, işsizlik oranı çift hanelerin altına düşmeyen bir ülke için ve tüketiciye yönelik demokrasinin gelişmesi için teknik bir tercihin ne kadar önemli olduğu umarım anlaşılabiliyordur. Bunu bir örnekle destekleyelim. Yeni nükleer santral yapmama kararı alıp yenilenebilir enerjiler için esaslı bir teşvik mekanizması geliştiren İspanya’da sadece 2008 yılında 120 bin kişi istihdam edildi. 2009 yılına gelindiğinde yenilenebilir enerjilere yönelik genel kanının aksine İspanya, elektriğinin yarısından fazlasını yenilenebilir enerjilerden karşılayabiliyordu.

Türkiye ve Rusya arasında yapılan nükleer santral anlaşmasına gelirsek, anlaşmanın nükleer elektrik lehine açıkça haksız rekabet oluşturduğunu görebiliriz. Öyle ki, her bir reaktörden üretilen elektrik, kamu şirketi TETAŞ tarafından 15 yıl boyunca şu anda toptan elektrik piyasası rakamlarının çok üzerinde bir fiyattan satın alınacak ve tüketiciler bu elektriği tüketmek zorunda kalacak. Bu, açıkça elektrik fiyatlarının daha da yükselmesi anlamına geliyor. Kısacası hükümet aslında elektrik fiyatlarının düşmesini değil yükselmesini planlıyor. Herhangi bir konvansiyonel enerji üretimine böylesi bir doğrudan teşvik vermek Avrupa Birliği düzenlemelerine tamamen aykırıdır. Zaten, hiçbir ihale yapmadan nükleer santral hakkını Ruslara devretmek de AB standartlarında haksız rekabet anlamına gelmektedir. Kısacası hükümet, AB ilerleme raporlarına olumsuz olarak geçecek bir anlaşmayı bile bile bugün Meclis’ten geçirmek için adımlar atmaktadır.
Ancak sorunlar bunlarla bitmiyor. Belli ki, sadece “kimsenin 40 yılda yapmadığını ben yaptım” diyebilmek için açık bir acelecilik içinde olan Başbakan ve Enerji Bakanı, anlaşmaya atıkların Rusya’ya gönderilip yeniden işlenmesi için zorunluluğu olmayan bir madde koydurtmuş. Ancak Rusya’da VVER teknolojisinin atıklarını yeniden işleyecek bir santral yok. Hadi kuruldu diyelim, bu atıklar gemilerle Boğazlardan geçirilecek. Samsun-Ceyhan boru hattının meşruiyetini sağlamak için tek ağızla Boğazlardaki tanker geçişi tehlikelerini sıralayan yetkililer, konu nükleer atık taşımacılığına gelince hiç konuşmamayı tercih ediyor. Dahası, Rusya’nın bu atıkları yeniden işlemeyi fahiş fiyatlara yaptığından ve işleyemediği atıkları yeniden Türkiye’ye göndereceğinden kimse bahsetmiyor. Zaten dünyada atık meselesinin çözülemediğini çok iyi biliyoruz. Türkiye’de birdenbire çözüm varmış gibi bir hava yaratmak, bu konuda deneyim sahibi olmayan Türk halkını yanıltmak için çözümü söz oyunlarında bulmak anlamına geliyor.

Bu, yüz yıllık bir macera. Bir santralin yapımı 10 yılı buluyor. Uzatmalarıyla birlikte elektrik üretimi 60 yıl sürüyor, sonra da 40 yıllık soğuma ve söküm dönemi başlıyor. Yüz yıl boyunca Bulgaristan ve Çin’den kaliteye yönelik ciddi eleştiriler almış bir Rus teknolojisine kendimizi bağlıyoruz. 100 yıl boyunca, kaza ve radyoaktif kirlilik gibi konularda hop oturup hop kalkacağız. Bir yüz yıl boyunca, radyoaktif atık tartışacağız. Üstelik, bu maceraya bağımsız olmadığı için siyasileştirilmiş TAEK gibi bir kurumla başlıyoruz. Bu arada, rüzgâr, güneş, biyokütle, jeotermal gibi teknolojiler yeterli destek alamayacağı için başka ülkelerin teknolojileri ve atılımları gözlerimizi kamaştıracak. Önümüzdeki on yıllar boyunca da nükleer enerjiye verilen haksız teşvikler yüzünden AB ile kapışacağız.

kaynak: 1 , 2 , 3 , 4 , 5 , 6 , 7 , 8 , 9 , 10 , 11 , 12

Nükleer İmza - 4

Üst düzey bir yetkili, Rusya ile yaklaşık 20 milyar dolara mal olması beklenen nükleer santrale yönelik bazı teknik anlaşmaların imzalanabileceğini kaydederek, "İleriye dönük adım adım ilerleyen alanlarda bazı imzaların atılması planlanıyor. Bu çerçevede nükleer santral için güvenlik ve lisanslama gibi konularda imza atılabilir" dedi.

Yetkili, nükleer santral inşaatının ne zaman başlayacağına yönelik şu aşamada herhangi bir tarih belirlenmediğine vurgu yaparak, "Ancak nükleer santralde ilk ünitenin en geç 2018 yılında devreye alınması planlanıyor" şeklinde konuştu.
 
Sabaha karşı 3’e doğru biten oylamanın sonucu: 210 Evet oyuna karşın 26 Hayır oyu ile anlaşma kabul edildi. Bu, muhalefetin itirazlarına ve 174.900 imza’ya rağmen, AKP milletvekillerinin kendi siyasi iradelerini göstermedeki başarısızlıklarının da bir kanıtı olmuş oldu!
TBMM Genel Kurulunda, Türkiye ile Rusya Arasında Akkuyu'da Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşmayı Onaylayan Kanun Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.Yasa, 12 Mayıs 2010'da Ankara'da imzalanan işbirliği anlaşmasını onaylıyor.

Anlaşmaya göre, iki ülke; nükleer güç santralinin tasarımı ve altyapı dahil olmak üzere inşası, santralin güvenilir şekilde işletilmesi, santralde üretilen elektriğin alım-satımı, kullanılmış nükleer yakıtın taşınması, santralin sökümü, personelinin eğitimi, Türkiye'deki yakıt üretim tesislerinin kurulması ve işletimi de dahil, nükleer yakıt döngüsü gibi konularda iş birliği yapacak. Bütün bunlar, Türk tarafına mali yük getirmeden yürütülecek.

Proje şirketi, nükleer güç santrali tarafından üretilen elektrik de dahil olmak üzere, santralin sahibi olacak. Proje şirketi, Rus tarafınca yetkilendirilen şirketlerin doğrudan veya dolaylı olarak başlangıçta yüzde 100 hissesine sahip olacak şekilde, Türkiye'nin kanunları ve düzenlemeleri kapsamında anonim şirket şeklinde kurulacak.

Rus yetkili kuruluşlarının proje şirketindeki toplam payları, %51'den az olmayacak.
Proje şirketi, elektrik satın alma anlaşmasının sona ermesinin ardından nükleer güç santralinin her bir ünitesi için işletmeye girişten 15 yıl sonra net karın %20'sini Türkiye'ye verecek. Bu ödeme, santralin ömrü boyunca devam edecek.

Proje şirketi, ilk 7 yılda 1. üniteyi devreye sokacak. Şirket daha sonra art arda birer yıl aralıklarla 2, 3 ve 4. üniteleri ticari işletmeye alacak.

kaynak: 1 , 2 , 3 , 4 , 5 , 6 , 7 , 8 , 9 , 10 , 11 , 12

Nükleer İmza - 5

Greenpeace Akdeniz, aylarca sürdürdüğü kampanya ile 170.000 kişinin nükleer santral karşıtı imzalarını toplamıştı. Greenpeace, gözaltına alınmak pahasına nükleere hayır diyen 58 eylemci, 170.000 nükleer karşıtı ile birlikte nükleer enerjiye karşı mücadele etmeye devam edecek. 
 
CHP, Akkuyu'ya nükleer santral kurulmasına ilişkin yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuracak.Dışişleri Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un ''büyükelçilerin, görev yaptıkları ülkelerde devleti, Cumhurbaşkanını ve hükümeti temsil edeceğine'' ilişkin hükme ''hükümeti temsil'' yönünden itiraz edilecek ve iptali istenecek.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile anlaşma konusunda ise ''bir ihale anlaşmasının'' Anayasa'nın 90. maddesinin uluslararası anlaşmalara verdiği üstün statüden yararlanmak için uluslararası anlaşma haline getirilerek denetim dışı bırakıldığı iddia edilecek. Bunun hukuk devletine, idarenin tüm yargı ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olması ilkesine aykırılık teşkil ettiği savunulacak.

kaynak: 1 , 2 , 3 , 4 , 5 , 6 , 7 , 8 , 9 , 10 , 11 , 12

25 Şubat 2010 Perşembe

Rüzgar Kamil Nükleere Karşı

Mario, Prince of Persia… Bildiğin tüm platform oyunlarını unut. Şimdi Rüzgâr Kâmil zamanı! E peki ama kim bu Rüzgâr Kâmil? O mahallemizin bıçkın delikanlısı, o çevreci, o yardımsever, o bilinçli, genç ve heyecanlı… O her şeyden önce dünyayı tehdit eden nükleer enerjiye karşı!

İşte karşında bu yılın en süper oyunu “Rüzgar Kamil Nükleere Karşı”! Dünyayı hep başkaları mı kurtaracak? Sıra sende. Rüzgar Kamil’le birlikte maceradan maceraya atıl, hopla, zıpla, eğlen… Eğlenirken dünyayı kurtar.

Hazır dünyayı kurtarmışken bir adım daha at: Henüz imzalamadıysan nükleer atıklara karşı imzanı at. Ben çoktan imza attım diyorsan oyunu arkadaşlarına da yolla, onlar da oynasın, onlar da imza atsın.

İyi olan kazansın!

Oyunu oyna!

23 Şubat 2010 Salı

Nükleerle yaşamaya hazır mısın?

26 Nisan’a kadar 1 milyon kişi olalım, hep beraber durduralım nükleeri...

Nükleer enerji, geçen 60 yıl içinde hiçbir soruna çözüm getiremedi. Güvenlik açıkları, atık sorunu, artan maliyet ve inşaat süreleri gibi birçok konuda milyarlarca dolar harcandı. Bunca yatırıma rağmen nükleer, dünyanın en kirli ve riskli enerji kaynağı olmaya devam ediyor. Aslında geçtiğimiz yüzyılın işe yaramaz teknolojileri arasında çoktan yerini almış olmalıydı. Oysa hâlâ birileri bize nükleer enerjiyi yeni, güvenli ve temiz bir enerji kaynağı olarak tanıtmaya çalışıyor...

Aklımızı çelmeye çalışanlara inat, biz nükleer enerjinin gerçekte ne anlama geldiğini biliyoruz: Çernobil’i, her yıl Sibirya'ya gönderilmek zorunda kalınan çözümsüz radyoaktif atıkları, 20 yıldan uzun süredir tamamlanamayan ve çok büyük ihtimalle harcanan milyarlara rağmen
tamamlanamayacak dünya üzerindeki 12 reaktörü biliyoruz. Şunu da biliyoruz: Türkiye'de bir nükleer santral kurulursa, sadece bizim ve çocuklarımızın değil, gelecek kuşakların da hayatlarını riske atacak. Üstelik bu, bizim ceplerimizden karşılanarak yapılacak.

Ben nükleer enerjiye karşıyım. Karşı çıkmak için hem kendi adıma, hem de gezegenimiz adına pek çok nedenim var.Vadettiği hiç birşeyi karşılamayan bu kirli, tehlikeli ve pahalı teknolojiyi finanse etmek istemiyorum. Ülkemde nükleer endüstrisinin yalanlarını dile getiren devlet yetkilileri, nükleer enerjinin faydalarını sıralayan eski kafalı bürokratlar
görmek istemiyorum.

http://nukleer.greenpeace.org/

İmza kampanyasına imza toplayarak destek verin...





Çernobil'in geçmişi, Türkiye'nin geleceği olmasın... from Greenpeace Akdeniz on Vimeo.