PKK'nın eylemsizlik kararı, TAK saldırısı ve İmralı ile gerçekleşen görüşme iddialarını değerlendiren NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, PKK'nın sınır ötesine çekilmesine yönelik bir niyet ve prensip kararı olduğunu, ama henüz çekilme olmadığını söylüyor.
Son dönemde ilginç gelişmeler söz konusu. PKK’nın 2011 seçimlerine kadar ateşkes süreci, TAK’ın terör saldırısı, Başbakan Erdoğan’ın İmralı’nın devletin farklı birimlerinin görüşebileceğini ima etmesi ve PKK’nın sınır ötesine çekilme iddiaları.
Ciddi gelişmeler olurken kafalar da birçok soru işareti toz duman arasında birçok bilgi kirliliği var.
Kaynaklara göre;
* Abdullah Öcalan’ın Kandil ile mesajlaştığı doğru hatta avukat görüşmelerinin yapıldığı Pazartesi günü, avukatlar yolda iken yazışmalar yapılıyor. Bu durum akla Kandil ile İmralı arasındaki görüşme trafiğinde bu kez “telefon” kullanıldığı akla getiriyor.
* Pazar günkü terör eylemini gerçekleştiren kendilerini TAK olarak adlandıran grubun PKK tarafından 1999 yılında kurulduğu ve Öcalan’ın yakalandığı tarihte muhtemel bir çözülme karşısında yedek bir güç olarak tutulduğu biliniyor.
* Ancak burada dikkat çeken, ilk kez PKK’nın TAK’ı eleştirmesi. Yani bir ilk yaşandı. Bugüne kadar TAK ‘ın eylemleri konusunda sesini çıkarmayan PKK bu kez TAK’a yönelik ağır eleştiride bulundu hatta eylemin “hesabının sorulacağını” açıkladı.
* Bu ne demek? Kandil İmralı’dan gelen mesajların ciddi olduğunu ve uyulması gerektiğini vurgulanıyor. Denetim dışına çıkanların cezalandırılacağını açıklanıyor. Hem “kontrol bizde” denmek isteniyor hem de “denetim dışı provokatif hareketler önlemeye” çalışıyor. Bu eylem bazında bazıları cezalandırılabilir ama bu TAK’ın PKK’dan kopmuş olduğunu göstermez. Ama TAK bundan sonra denetimsiz bir eyleme de cesaret edemez.
* Eğer bir eylem yaparsa TAK kadrolarını artık bağımsız hareket etmeye başladığını yani, ikinci bir PKK ihtimalini yükseltir.
* Diğer bir ilk ise şu: ROJ TV medyada çıkan “Vedat Acar eylemi ROJ TV’deki alt azı ya da türkülerdeki şifrelerden yola çıkarak, harekete etti” haberlerini doğru olmadığını söylemesi hatta ROJ TV yetkililerinin bizzat kendilerinin bu iddiayı yalanlamaya çalışması. Bu açıklama hem ateşkese uyulması gerektiği, bu konuda kesin talimat olduğu hem de TAK eyleminin denetim dışı olduğunu göstermek ister gibi. Ayrıca bu aralar yaşanacak bilgi kirliliğini önleme çabası olarak da değerlendirilebilir.
* Peki ya PKK sınır ötesine çekiliyor mu? Böyle bir niyet, prensip kararı var. Ama henüz çekilme yok. 1999 deneyimi sonrası PKK’nın hemen Kuzey Irak'a çekilmesi mümkün değil. Zaten böyle bir çekilme de yok.
* Ancak, bu süreç içinde yaşananlar meselenin çözümünde artık geriye dönüşü zor olduğunu ortaya koyuyor. Alınacak çok yol olmasına rağmen sürecin akıbeti karşılıklı taahhütlerin yerine getirilip getirmemesine bağlı. Ama gidişat olumlu. Taahhütlerin ne olduğuna gelince… Zamanı gelince bu da açıklanır herhalde.
kaynak: 1
pkk ateşkes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pkk ateşkes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Kasım 2010 Cumartesi
30 Ekim 2010 Cumartesi
Öcalan’a hangi mesajlar gidecek
31 Ekim PKK’nın tek taraflı olarak 1 ay uzattığı ateşkes sürecinin devamı ya da sonlandırılması açısından önemli bir tarih. Eski Milletvekili ve Öcalan’ın avukatı Aysel Tuğluk hava koşulları uygun olursa 1 Kasım’da İmralı’ya gidecek. Muhtemelen Pazartesi akşamı ya da Salı sabahı durum netleşecek. İki hafta önce devletin çeşitli kademeleri ile görüşmelerin kesildiği, beklentilerin karşılanmadığı gerekçesiyle Abdullah Öcalan süreçten çekildiğini ve kararı PKK’nın (KCK) vermesi gerektiğini açıklamıştı.
Pazartesi günü gerçekleşecek görüşme bu açıdan önemli Öcalan kararında ısrar edip topu Kandil’e mi atacak yoksa atılacak adımları beklemeyi tercih edip devre de mi kalacak? Öcalan’a görüşmede Türkiye’deki hava tüm yönleriyle anlatılacak. Tuğluk bir haftadır farklı kesimlerden birçok kişiyle görüşüyor, nabız yokluyor izlenim topluyor.. Öcalan’a görüşmesinde biri olumlu, diğeri olumsuz iki mesaj öne çıkacak.
Birincisi, Öcalan’a her şeye rağmen kamuoyunda ateşkesin devamı yönünde bir kanaat olduğunu anlatılacak. Özellikle Türk ve Kürt aydınların, kanaat önderlerinin görüşü bu yönde. Beklenen adımlar atılmamış bile olsa silahların yeniden ateşlenmesi varolan zemini kaydırabilir; diyalog ortamını ortadan kaldırabilir. Ateşkesle başlayan süreçte toplumda oluşan hava olumsuz değil.
Madalyonun diğer yüzündeki resim isi olumsuz: Diyalogun devamına yönelik herhangi bir adım atılmamış olmasının yarattığı rahatsızlık, en basit mesajın dahi verilmemiş olmaması (KCK davasında tahliyeler gibi), sabırsızlık, örgütün tasfiye edileceği düşüncesiyle ortaya çıkan güvensizlik, AKP’nin elinin güçlü olmasına rağmen adım atmadığı da dile getirilecek.
Öcalan’ın tepkisine rağmen ateşkesin devamından yana olduğu biliniyor. Son açıklaması “görüşmelerin kesilmiş olmasından dolayı süreçten çekildiği” yönündeydi. Öcalan’ın bu kez görüşlerini anlatıp inisiyatifi Kandil’e bırakma olasılığının yüksek. Kandil de Öcalan’ın mesajları çerçevesinde ateşkesi bir süre daha uzatacak gibi görünüyor.
Geçmişte devlet ile örgüt arasındaki görüşmelerde arabuluculuk yapan bir kaynak “Öcalan’ın bir karar alıp, bu kararın karşı tarafça hayata geçirilmemesi halinde örgüt nezdinde “zor durumda kalmaktan çekindiğini, bu yüzden görüşmelerin kesilmesine tepki gösterdiğini” söyleniyor. Yani Öcalan’ın devletin çeşitli kademeleri ile yapılan görüşmelerde tabiri caizse “kullanılıyor” durumuna düşmek istemediğini belirtiliyor. Aynı kaynak, ateşkesin sona erdirilmesi için hiçbir neden olamadığını da sözlerine ekliyor.
Artık şiddet Kürt meselesinin çözümüne katkı sağlamıyor. Kandil’den Radikal Gazetesinden Ertuğrul Mavioğlu’na Murat Karayılan’ın söyledikleri de bu minvalde: “Devleti yenemeyiz”. Sorun devleti yenip yenmemekte değil. Sorun silahları bırakıp konuşmaktan geçiyor. Çünkü sorun mağlup-galip mantığı ile bakmak değil herkesin kazanacağı bir çözümü bulmak.
METE ÇUBUKÇU
kaynak: ntvmsnbc
Pazartesi günü gerçekleşecek görüşme bu açıdan önemli Öcalan kararında ısrar edip topu Kandil’e mi atacak yoksa atılacak adımları beklemeyi tercih edip devre de mi kalacak? Öcalan’a görüşmede Türkiye’deki hava tüm yönleriyle anlatılacak. Tuğluk bir haftadır farklı kesimlerden birçok kişiyle görüşüyor, nabız yokluyor izlenim topluyor.. Öcalan’a görüşmesinde biri olumlu, diğeri olumsuz iki mesaj öne çıkacak.
Birincisi, Öcalan’a her şeye rağmen kamuoyunda ateşkesin devamı yönünde bir kanaat olduğunu anlatılacak. Özellikle Türk ve Kürt aydınların, kanaat önderlerinin görüşü bu yönde. Beklenen adımlar atılmamış bile olsa silahların yeniden ateşlenmesi varolan zemini kaydırabilir; diyalog ortamını ortadan kaldırabilir. Ateşkesle başlayan süreçte toplumda oluşan hava olumsuz değil.
Madalyonun diğer yüzündeki resim isi olumsuz: Diyalogun devamına yönelik herhangi bir adım atılmamış olmasının yarattığı rahatsızlık, en basit mesajın dahi verilmemiş olmaması (KCK davasında tahliyeler gibi), sabırsızlık, örgütün tasfiye edileceği düşüncesiyle ortaya çıkan güvensizlik, AKP’nin elinin güçlü olmasına rağmen adım atmadığı da dile getirilecek.
Öcalan’ın tepkisine rağmen ateşkesin devamından yana olduğu biliniyor. Son açıklaması “görüşmelerin kesilmiş olmasından dolayı süreçten çekildiği” yönündeydi. Öcalan’ın bu kez görüşlerini anlatıp inisiyatifi Kandil’e bırakma olasılığının yüksek. Kandil de Öcalan’ın mesajları çerçevesinde ateşkesi bir süre daha uzatacak gibi görünüyor.
Geçmişte devlet ile örgüt arasındaki görüşmelerde arabuluculuk yapan bir kaynak “Öcalan’ın bir karar alıp, bu kararın karşı tarafça hayata geçirilmemesi halinde örgüt nezdinde “zor durumda kalmaktan çekindiğini, bu yüzden görüşmelerin kesilmesine tepki gösterdiğini” söyleniyor. Yani Öcalan’ın devletin çeşitli kademeleri ile yapılan görüşmelerde tabiri caizse “kullanılıyor” durumuna düşmek istemediğini belirtiliyor. Aynı kaynak, ateşkesin sona erdirilmesi için hiçbir neden olamadığını da sözlerine ekliyor.
Artık şiddet Kürt meselesinin çözümüne katkı sağlamıyor. Kandil’den Radikal Gazetesinden Ertuğrul Mavioğlu’na Murat Karayılan’ın söyledikleri de bu minvalde: “Devleti yenemeyiz”. Sorun devleti yenip yenmemekte değil. Sorun silahları bırakıp konuşmaktan geçiyor. Çünkü sorun mağlup-galip mantığı ile bakmak değil herkesin kazanacağı bir çözümü bulmak.
METE ÇUBUKÇU
kaynak: ntvmsnbc
7 Ekim 2010 Perşembe
PKK çekiliyor, gözü yeni anayasada
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ABD’deki temasları ve bugün Başbakan’la görüşmesi, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın Erbil ziyareti; MİT Müsteşarı’nın da önümüzde hafta Erbil’e gidecek olması, iki bakanın BDP eşbaşkanlarıyla görüşmesi...Bir heyetin İmralı’da Öcalan’la görüşmesi ve bugün Aysel Tuğluk’un da aralarında bulunduğu avukatların İmralı’ya gitmesi...
NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, ‘1990’lı yıllarda arabuluculuk yapan, devlet ve PKK ile görüşen kaynaklar’la, tüm bu yaşanaları görüştü. İşte ‘kaynaklar’ın değerlendirmeleri:
İMRALIDAKİ GÖRÜŞME TRAFİĞİ
Kaynaklara göre hiç olmadığı kadar iyi bir havada geçiyor. Bu görüşmelerde kısa sürede atılacak pratik adımların yanı sıra teorik bir çerçeve, teorik bir zemin üzerinde konuşuluyor. Geniş kapsamlı bir barış haritası ya da sürecin nasıl işleyeceğine yönelik yol haritası çıkarılmaya çalışılıyor. Sadece Türkiye değil bölgedeki dengelerde gözetiliyor. Yani İran, Irak, Suriye de göz önüne alınıyor.
ÇEKİLME OLUYOR MU?
PKK'nın Türkiye içindeki üslerine çekilmesi devam ediyor. Gelecek habere göre bu çekilme hızlanacak, sınır ötesine yönelecekler. Bunun iki nedeni var. Birincisi İmralı'da hızlanan görüşme trafiği ve ateşkesi daha uzun bir süreye yayarak görüşmeleri daha rahat bir hale getirmek. Bu süreç önümüzdeki yıla kadar uzatılabilir. İkincisi ise mevsim itibariyle PKK'nın her yıl yaptığı gibi geri çekilmesi.
ÇEKİLME YETERLİ Mİ?
Çekilme sadece silahların sustuğu bir ortamda daha rahat konuşulmasını sağlayacak ama bunun arkasından bazı işaretlerin gelmesi gerekiyor. Bunların başında da yeni bir anayasa konusunda bazı ipuçlarının verilmesi ya da yeni anayasada Kürtlerin taleplerini içeren işaretler verilmesi. ‘BDP'nin görüşlerinin alınması, öneriler doğrultusanda bu konuların tartışılmasının beklentisi yüksek’ deniyor. Yani ‘çekilme tek başına süreci ilerletmeye yetmeyecek’ deniyor. Yeni anayasa en önemli ikna aracı olacak.
SİLAHLAR BIRAKILACAK MI?
Bu konunun çok sık dile getirilmesi görüşmeleri tıkayıcı bir rol oynuyor. Kaynaklar, bu konunun PKK'lıların dağdan indirilmesinde ters tepen, yanlış anlaşılma ihtimali olan bir şey olduğundan söz ediyorlar. Dolayısıyla silah bırakma belki atılacak son adımlardan birisi. Yani oraya kadar kısa ya da uzun bir süreç söz konusu. Silah bırakma konusunun hem PKK hem de devlet içindeki kontrolsüz güçler tarafından kullanılıp, provoke edilme ihtimali yüksek.
ATALAY ERBİL’E NİYE GİTTİ?
Çekilme söylentileri ortaya çıkınca, yol haritası ile ilgili görüşme ihtiyacı ortaya çıktı.
Irak Kürt Bölgesi olmadan adım atmak kolay değil. Amerika aracılığı ile Iraklı Kürtler de bu sorunu çözmek istiyorlar. Görünmeyen görüşmeler en üst düzeyde devam ediyor. Hatta Suriye ve İran’ın bu süreçte farklı bir tavır göstermemesi için çalışılıyor. Ama bu durumun PKK'yı tasfiye havasında gerçekleşmesi ya da böyle bir algı oluşması süreçi tersine çevirir.
İYİMSERLİK Mİ?
Görüşmelerin 1998'den sonra yapılan görüşmelerderden daha iyi bir ortamda sürdüğü söyleniyor. Devlet de PKK da 1998'den daha ileride (devlet sorun yoktur, PKK bağımsızlık demiyor) en azından karşılıklı olarak taraflar birbirini dinliyor. Öcalan'ı devreden çıkarmaya yönelik konuşmaların yerini denklemde Öcalan'ın da olduğu bir sürecin aldığı söyleniyor. Öcalan'ın devreden çıkmasının Avrupa ve Kandil'in kontrolünün kaybolması anlamına gelebilir. Bu sürecin seçimlere kadar devam etmesi muhtemel görünüyor.
Ancak, ‘siyasilerin bu süreç içinde kullandıkları dile dikkat etmesi gerekir’ deniyor. Kışkırtıçı, tıkayıcı bir söylemin yarararsızlığı dile getiriliyor.
kaynak: ntv
NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, ‘1990’lı yıllarda arabuluculuk yapan, devlet ve PKK ile görüşen kaynaklar’la, tüm bu yaşanaları görüştü. İşte ‘kaynaklar’ın değerlendirmeleri:
İMRALIDAKİ GÖRÜŞME TRAFİĞİ
Kaynaklara göre hiç olmadığı kadar iyi bir havada geçiyor. Bu görüşmelerde kısa sürede atılacak pratik adımların yanı sıra teorik bir çerçeve, teorik bir zemin üzerinde konuşuluyor. Geniş kapsamlı bir barış haritası ya da sürecin nasıl işleyeceğine yönelik yol haritası çıkarılmaya çalışılıyor. Sadece Türkiye değil bölgedeki dengelerde gözetiliyor. Yani İran, Irak, Suriye de göz önüne alınıyor.
ÇEKİLME OLUYOR MU?
PKK'nın Türkiye içindeki üslerine çekilmesi devam ediyor. Gelecek habere göre bu çekilme hızlanacak, sınır ötesine yönelecekler. Bunun iki nedeni var. Birincisi İmralı'da hızlanan görüşme trafiği ve ateşkesi daha uzun bir süreye yayarak görüşmeleri daha rahat bir hale getirmek. Bu süreç önümüzdeki yıla kadar uzatılabilir. İkincisi ise mevsim itibariyle PKK'nın her yıl yaptığı gibi geri çekilmesi.
ÇEKİLME YETERLİ Mİ?
Çekilme sadece silahların sustuğu bir ortamda daha rahat konuşulmasını sağlayacak ama bunun arkasından bazı işaretlerin gelmesi gerekiyor. Bunların başında da yeni bir anayasa konusunda bazı ipuçlarının verilmesi ya da yeni anayasada Kürtlerin taleplerini içeren işaretler verilmesi. ‘BDP'nin görüşlerinin alınması, öneriler doğrultusanda bu konuların tartışılmasının beklentisi yüksek’ deniyor. Yani ‘çekilme tek başına süreci ilerletmeye yetmeyecek’ deniyor. Yeni anayasa en önemli ikna aracı olacak.
SİLAHLAR BIRAKILACAK MI?
Bu konunun çok sık dile getirilmesi görüşmeleri tıkayıcı bir rol oynuyor. Kaynaklar, bu konunun PKK'lıların dağdan indirilmesinde ters tepen, yanlış anlaşılma ihtimali olan bir şey olduğundan söz ediyorlar. Dolayısıyla silah bırakma belki atılacak son adımlardan birisi. Yani oraya kadar kısa ya da uzun bir süreç söz konusu. Silah bırakma konusunun hem PKK hem de devlet içindeki kontrolsüz güçler tarafından kullanılıp, provoke edilme ihtimali yüksek.
ATALAY ERBİL’E NİYE GİTTİ?
Çekilme söylentileri ortaya çıkınca, yol haritası ile ilgili görüşme ihtiyacı ortaya çıktı.
Irak Kürt Bölgesi olmadan adım atmak kolay değil. Amerika aracılığı ile Iraklı Kürtler de bu sorunu çözmek istiyorlar. Görünmeyen görüşmeler en üst düzeyde devam ediyor. Hatta Suriye ve İran’ın bu süreçte farklı bir tavır göstermemesi için çalışılıyor. Ama bu durumun PKK'yı tasfiye havasında gerçekleşmesi ya da böyle bir algı oluşması süreçi tersine çevirir.
İYİMSERLİK Mİ?
Görüşmelerin 1998'den sonra yapılan görüşmelerderden daha iyi bir ortamda sürdüğü söyleniyor. Devlet de PKK da 1998'den daha ileride (devlet sorun yoktur, PKK bağımsızlık demiyor) en azından karşılıklı olarak taraflar birbirini dinliyor. Öcalan'ı devreden çıkarmaya yönelik konuşmaların yerini denklemde Öcalan'ın da olduğu bir sürecin aldığı söyleniyor. Öcalan'ın devreden çıkmasının Avrupa ve Kandil'in kontrolünün kaybolması anlamına gelebilir. Bu sürecin seçimlere kadar devam etmesi muhtemel görünüyor.
Ancak, ‘siyasilerin bu süreç içinde kullandıkları dile dikkat etmesi gerekir’ deniyor. Kışkırtıçı, tıkayıcı bir söylemin yarararsızlığı dile getiriliyor.
kaynak: ntv
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)