14 Mayıs 2010 Cuma

Güncel Haberler Mayıs 2010

Dünyada ABD'ye en olumsuz bakan ülkeyiz. Yapılan araştırmada halkın tam %70'i Amerika için olumsuz düşünüyor.Ancak bizler için en olumsuz ülke %77 ile İsrail.Dünyada en olumlu bakılan ülke Almanya, bu ülkeyi Japonya ve İngiltere izliyor. En olumsuz bakılan ülkeler ise İran ve Pakistan.Genel tabloya bakıldığında Obama etkisiyle dünya çapında ABD'ye olumlu bakış artmış.

Dünyada tam 212 milyon işsiz var. Özellikle krizin etkisiyle bu sayı artmış. G-20 ülkeleri bir araya gelerek bu sorunu çözmeye çalışıyorlar.

Ağrı'da iki yaşındaki erkek çocuk dereye düştü ,öldü sanıldı ve otopsiye alındı ama doktor "his"sine güvenerek yaşam fonksiyonları olmayan çocuğu tekrar muayene etmek istedi.45 dakika boyunca müdahalede bulundu ve çocuk yaşama döndü. Hayat mucizelerle dolu...

Şans oyunlarından, son 5 yılda 237 kişi 500 bin lira ile 1 milyon lira arasında ,408 kişi 250 bin lira ile 500 bin lira arasında, 616 kişi 100 bin ile 250 bin lira arasında ikramiye kazandı. 

Facebook'tan hakaret ettiği kişiden, gazete ilanıyla özür diledi. Ve bu olay bilin bakalım hangi ülkede oldu!

Herşey İranlı bir din adamının, günümüz depremlerinin nedenini, kadınların edepsiz giyinmesi olarak göstermesiyle başladı.Bunun üzerine bir deney başlatıldı. Bütün bayanlar dekolte giyerek deprem yaratacak.Bu deneye katılan kadın sayısı 100 bini geçti.Fikir sahibi bayanın blogu...

Bu yıl sanırım ihracatta en büyük artış, dizilerde olmuştur. Türk dizleri tam 36 ülkede yayınlanıyor. Gurur duyalım(!) ve bu durumun turizme etkisini göz ardı etmeyelim.
Önceden kocakarı ilaçları kullanırdık, artık moda reçetesiz ilaç kullanmak...Türkiye'de son altı ayda alınan ilaçların %48'i reçetesiz.Genellikle bunlar basit ilaçlar ama uzmanlar bu ilaçların kişiyi daha kötü yapabileceğini söylüyor.

İşte entrika dolu bi haber. Milyoner kadın çocuklarına 1.5 dolar bıraktı.3.5 milyon doları ise kiliseye...

İngiliz genç aşkı için kıtalar aştı,hem de bisikletle. "Kaldı mı böyle aşık?" dediğinizi duyar gibiyim. Aynı okulda okudular ama kız Koreli erkek İngiliz.Okul bitince kız ülkesine döndü.Erkek ise aşkını göstermek için İngiltereden Koreye bisikletle gelecek. Geçenlerde Sivas da imiş.Yolun açık olsun Robin:)

Almanya'da biri yakalandı, ismi lazım değil.Kendisi 40 yıllık şöför.Ve kendisinin 40 yıldır ehliyeti yok. 80 yaşındaki bu adamı tebrik ediyorum ,daha neler sakladığını merak ediyorum.

Dünyada sadece insanlar solak değil.Kediler, köpekler, papağanlar hatta balıklar bile solak olabiliyormuş. Hayvanlar için solak olmak, saldırı sırasında karşıdakini şaşırtmak adına yararlı bir durum.

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Afrikalı Leo

Afrikalı Leo
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
373 Sayfa
Puan:9.9

Afrikalı Leo,gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşam öyküsü:"Bir berberin sünnet ettiği, bir papanın vaftiz ettiği" Hasan ibn Muhammed el-Vezzan es-Zeyyati alias/namıdiğer Giovanni Leone de Medici'nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo'nun öz yaşam öyküsü- yazmış olsaydı yazacağı gibi...

Amin Maalouf, bu ilk romanında -daha sonra Semerkant, Tanios Kayası, Doğunun Limanları, Yüzüncü Ad ve öteki romanlarında da yapacağı gibi- tarihle/tarihten olağanüstü bir halı dokuyor. Bir uçan halı...

Yaklaşık yirmi yıl önce yazılmış bir roman. Okuyucuyu uçan halısıyla tarih içinde gezdirip birbirinden ilginç olaylar yaşatan harika bir eser.

Kitaptan Bölümler:

Ölüm yaşamımızın iki ucundan tutmakta:
Yaşlılık ölüme, çocukluktan daha yakın değildir.


Belki bir gün birinin onlara, bunları kesinlikle yitirmiş olduklarını, ve insanın ayakları üzerinde doğrulabilmesi için önce yere düştüğünü kabul etmesi gerektiğini anlatması gerekecek


Ben öğrenim için gelmedim. Çünkü bilgi insanın kollarını ağır zincirler gibi aşağıya doğru çeker. Sen hiç bir hukukçunun bir orduya komutanlık ettiğini ya da bir krallık kurduğunu duydun mu?

Böyle korkak olma.Çocukken büyüklerin giz olarak sakladıkları şeyler söylemedin mi hiç? Onlar gerçeklerdi, sen haklıydın. Kendi içinde o çocukluğu bulmalısın.Çünkü o çocukluk günleri, gözüpeklik günleriydi.


Yaş yirmi olursa, akıllıca davranmamak akıllılıktır.


Belki de varsıl ve güçlü insanların yazgısıydı bu.Varsıllıklarını kazanmakta yetenekten çok talihin etkili olduğunu görürlerse, talihe metresleriymiş gibi bakıp ona tıpkı bir totem gibi saygı gösterirler.


Aşk, bir kuyunun kıyısında susuzluktur.
Aşk çiçektir,meyve değil.


Nasıl bir mayayla yoğrulmuşsun ki bir kentinizin ardından bir başkasının,bir anayurdun ardından bir başka anayurdun, bir kadından sonra başka bir kadının yitirilmesini , üstelik de uğurlarında hiç savaşılmadan yitirilmesini hiç yerinmeden, arkana bile bakmadan kabul edebiliyorsun?


Devleti, halifelerin yönettiği süre içerisinde Müslümanlık bilgiyle, kültürle donanmıştı.Din bu dünyanın işlerine barışla egemendi.O zamandan sonra güç egemen oldu, inançsa sultanların elinde bir kılıçtan başka bir şey değil.


İnsanlar, yabansı bir alışkanlıkla,kendilerini korkutan hayvanların adını alırlar, kendilerine bağlı olan hayvanların adlarını hiç almazlar.


Herkes aynı görüşü paylaşırken ben yüzümü başka yana çeviriyordum;gerçeğin başka bir yerde olduğu kesindir çünkü.


Ve bütün sevdiklerim arasında ilk göçen ben olmak isterim. En son yere, Yaradan'ın gözünde kimsenin yabancı olmadığı ülkeye doğru...

7 Mayıs 2010 Cuma

yanlışlık

artık not yazmak lazım dostluğu hatırlatmak için
yoksa karıştırılıyor sevmekle
küçücük dünyalarınızda durum böyle işte

ey aptal insanlar
hayat insanı öyle bir ruha büründürür ki
bir kere selam verdiğin için
şiirler döktürür binlerce

şimdi,
eğer unuttuysanız dostluğu
yürekleriniz rengarenk karalar bağlamışsa
dostluğu yanyana olmak(durmak) sanıyorsanız hala

durun!
bu işte bir yanlışlık olmalı.

mc

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Ne Gül kaldı ne gol

NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, Ermenistan'ın protokolleri durdurma kararının Erivan'da nasıl değerlendirildiğini yazdı. Sürecin durdurulmasının genel olarak desteklendiği ülkede, gazeteler kararı "Ne Gül kaldı, ne gol" başlığı ile duyurdu.

Adı ne konursa konsun, nasıl algılanırsa algılansın; tarihi tartışmanın ötesinde 24 Nisan Ermeniler için aynı anlama geliyor.Erivan’a hakim bir tepede bulunan Soykırım Anıtı'na çiçek bırakmak için binlerce kişi kuyrukta beklerken, bir gece önce Türkiye karşıtlığı ile bilinen radikal görüşlü Taşnak Partisi'nin şehir merkezindeki yürüyüşünden eser yok. Taşnaklar bayrak yakıp, poster çiğnerken; binlerce ziyaretçinin sessizlik içindeki yürüyüşüne bu kez sadece derinden duyulan ilahiler eşlik ediyor.

Birkaç Taşnak’ın bayrak yakması ertesi gün Türk gazetelerinde manşet oluyor. Bu durum hala “iyi” iş yapabiliyor. Bir yetkili "iki tarafın aşırı milliyetçilerinin birbirinden farksız olduğunu” vurguluyor. Biz de ona “bu tür gereksiz ve kışkırtıcı tavırların iki ülke arasında zor yürüyen süreçteki olumlu adımları gölgede bıraktığını” söylüyoruz.

EN ÖNDE NALBANDYAN VE SARKİSYAN
Protokollerin mecliste onaylanması sürecini askıya aldıklarını açıklayan Devlet Başkanı Sarkisyan ile “Türkiye’nin sürekli oyalama taktiği ile yapay gerekçeler yarattığını” söyleyen Dışişleri Bakanı Nalbandyan en öndeler.

MALTEPE CAMİİ'NDE DUA BİLE OKUNABİLİR
Türkiye Ermenistan ilişkilerinin gizli kahramanlarından Karadeniz Ekonomik İşbirliği Ermenistan Temsilcisi Samson Özararat, “din ya da ulusal kimlik önemli değil. Önemli olan herkesin sadece acıları paylaşması, siyasi tartışmaların ötesinde insani bir duruş göstermesi” şeklinde tarif ediyor 24 Nisan anlaşmalarını. Anıt çevresindeki sohbetlerin bir diğer konusu ise Taksim’de bir grup aydının 1915'te hayatını kaybedenler anısına düzenledikleri etkinlik. Özararat “Adı konmadan, karşılıklı ölenler anısına Ankara Maltepe Camii'nde dua bile okunabilir” diyor

Ancak, bir grup aydının Taksim’de gerçekleştirdiği etkinliğin Erivan’da büyük destek bulduğu, heyecan yarattığı ve “Türkiye’de bir şeyler değişiyor” yorumlarına yol açtığı da söylenebilir.

24 NİSAN SÜRPRİZLERİ
24 Nisan tarihi kadar artık öncesi de çok önemli son iki senedir, hatta sürprizlere açık. Geçen yıl 22 Nisan’da Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesi kararlaştırılmış, yeni bir dönem başlamıştı.

Tam bir yıl sonra Ermenistan yönetimi yine aynı gün sürecin olmasa bile protokollerin onaylanmasına ara verildiğini duyurdu. Bu durum iki ülke ilişkilerinin ne kadar nazik dengeler üzerinde olduğunu gösteriyor.

SOYKIRIMI BİLE ÖN KOŞUL OLARAK KOYMADIK
Aralarında NTV’nin de bulunduğu 5 gazeteciyi kabul eden Dışişleri Bakanı Nalbandyan “Biz soykırımı bile ön koşul olarak koymadık. Hatta bunu yaparak çok büyük risk aldık. Ama Türkiye bu konu ile ilgili olmayan Karabağ’ı sürekli önümüze getirdi. Biz imzaya sadık kalmak istiyoruz. Ama partnerimizin de samimi olması lazım” diyerek sürecin uzun bir süre işlemeyeceğini ima ediyordu.

Hatta bazı kaynaklar Ermenistan Ulusal Konsey toplantısında süreci tamamen rafa kaldırılmasının bile düşünüldüğünü, Devlet Başkanı Sarkisyan’ın bunu engellediğini söylüyor.

NE GÜL KALDI NE GOL
Alınan karar, süreci destekleyen ya da karşı çıkan herkes tarafından onaylanıyor. Gazetelerin manşetleri de buna uygun atılıyor. “Ne Gül kaldı, ne de gol” diyerek iki ülkenin futbol diplomasisi ile başlattığı sürecin sona erdiğini ilan edenler kadar, “sabrımız taştı” diyerek daha sert yaklaşanlara da rastlamak mümkün.

HERKES KARARI DESTEKLİYOR
24 Nisan öncesi Erivan yönetiminin bu tavrını haklı bulanlar kadar yetersiz görenler de var. Hükümeti oluşturan koalisyonun büyük ortağı Cumhuriyetçi Parti’nin sözcüsü milletvekili Edvard Sarmazanov’la yaptığımız görüşmede “Milli çıkarlarımızı koruduk. Süreç tek taraflı bizim zorlamamızla yürümez” diyor.

PROTOKOLLER TAMAMEN ORTADAN KALDIRILMALI
Sürece başından beri tümüyle karşı çıkan, gösterilerde Türk bayrağı yakarak gündemi kendilerine yontan Taşnak Partisi’nin Uluslararası Sekreterya şefi Giro Manoyan ise varılan noktadan tatmin olmamış gibi. Manoyan “Bu yetmez. Protokoller tamamen ortadan kaldırılmalı” şeklinde konuşuyor.

Süreç siyaseten bir süreliğine durmuş gibi görünse de bu durum her iki ülkenin iç politik dengelerine de bağlanıyor. Türkiye’de 2011’deki seçimler öncesi AKP hükümetinin oy kaybetmekten çekindiğini söyleyenlerle, Ermeni yönetiminin geçen yıl 24 Nisan öncesi protokollere evet diyerek aldığı riski taşıyamaz hale geldiğini düşününler de var.

ARTIK SÜREÇTEN GERİ DÖNÜŞ OLAMAZ
Ermenistan Ulusal ve Uluslararası Çalışma Merkezinden Richard Giragosyan bir zamanların Taşnak Partisi üyesi ve iflah olmaz Türkiye karşıtı isimlerden. Bugün ise “birbirimizi anlamalıyız” noktasına gelen bir araştırmacı. Giragosyan bir yıllık süreç sonunda artık geriye dönüşün mümkün olmadığını anlatıyor. “Siyasi olarak bunlar yaşanacaktır. Ama geçen kısa süre içinde o kadar fazla ilişki gerçekleşti ki, sivil inisiyatifler politik gelişmeleri aştı. Açılan bu kanal hepsinden önemli” diyor.

Kafkasya Enstitüsü Başkanı Aleksandr İskenderyan ise uluslararası açıdan Türkiye’nin Karabağ sorununu önceleyerek Ermenistan ile ilişki kuramayacağını düşünüyor. Artık Türkiye ile Ermenistan dışında, denklemde Amerika ve Rusya’nın da bulunduğunu söylüyor.

Erivan’da kısa vadede protokollerin meclise getirileceğini düşünen neredeyse yok gibi. Dışişleri bakanı Nalbandyan dahil herkes bu konuda çok net: Türkiye adım atmadıkça biz harekete geçmeyeceğiz.

Ermenistan Türkiye ilişkileri bir 24 Nisan’da daha Erivan’ın en önemli gündem maddesini oluşturuyor. Bir yıl önceki sürpriz başlangıç, bir yıl sonra aynı tarihte tıkanmayla devam ediyor. Bakalım önümüzdeki 24 Nisan, iki ülke ilişkileri açısından nasıl bir sürprize sahne olacak.

kaynak:. ntv

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Güncel Haberler Nisan 2010

Yazmayı en çok sevdiğim haberler kesinlikle güncel haberler...

Nostaljik bir haberle başlıyorum. Bizi bizden geçiren taş plaklar web ortamına taşınacak.Oluşturulacak bu "ses bankası"nda ses bandı, plak, kaset ve sesli kitaplar yer alıyor.Vatandaşlara ücret karşılığında plaklarını satabileceklerini duyurmuşlar,duyarlı vatandaşların plaklarını getirmesi ile toplamda 6 bine yakın taş plak web ortamına aktarılmış ve yakında hizmete girecekmiş.

Afrika'da Kenya'da insanlar haber dinlemek için eski araba aküsü kullanıyorlar. En büyük istekleri ise, akünün bitmesinden dolayı, bu enerjiyi güneş panellerinden elde etmek.

Yapılan araştırmaya göre bir tür kurbağa, depremi üç gün önceden hissediyor. İtalya'da depremden önce kurbağalar bölgeyi terk edince fark edilmiş kurbağaların bu özellikleri.

İtalyan bilim adamları tarafından Akdeniz'in tabanında oksijensiz yaşayan bir solucan türü bulunmuş.Bu güne kadar sadece bakterilerin oksijensiz ortamda yaşadıkları düşünülüyordu.Bu türün yumurtaları da bulunmuş ve bu yumurtalar başarıyla oksijensiz bir ortama incelenmek üzere alınmış.

Şans oyunu oynadınız ve size birşey çıkmadığını görünce kağıdı buruşturup çöpe attınız, aynı zamanda 41 milyon lirayı da çöpe atmış oldunuz.2009 yılında alınmayan ikramiye tutarı 41 milyon lira.Her yıl milyonlarca lira ikramiye alınmadıklarından dolayı milli piyango'ya kalıyor. Son beş yılda toplam 144 milyon lira Milli Piyango idaresine kalmış.

Açıklama yapmak öyle kolay birşey değildir, son örneği Ağrı'da yaşandı.Eğitim-Sen Ağrı valiliğine nerede açıklama yaparız diye sordu cevap ise "Valilik; adliye, 12. Mekanize Piyade Tugayı, İl Jandarma Komutanlığı, Askerlik Şubesi Başkanlığı, Cezaevi, Emniyet Müdürlüğü binaları, eklentileri içerisinde ve yakın çevrelerinde; ayrıca sağlık, eğitim ve öğretim kurumlarıyla ibadethane alanları içerisinde; şehirlerarası çevre yolu üzeri, halkın ve araç trafiğinin sürekli yoğun olarak bulunduğu saat kulesi; Cumhuriyet Caddesi’nin trafiğe kapalı alanı üzerinde ve giriş kısmında basın açıklaması yapılamaz. İmza standı açılamaz."  oldu.Sendika yetkilileri ise bunun üzerine 'valilik bize Ağrı Dağı'nı işaret ediyor' dedi.

Size dünyanın en eğlenceli 10 işini yazıyorum ve hiç yorum yapmıyorum:Ada bakıcılığı, Lüks yatak test edicisi, Su kaydırağı müfettişi, Hayat kadını testçisi, Şarap tadıcısı ve blogcu,Şeker tadıcısı, Prezervatif testçisi, World of Warcraft oyun testçisi, Müze eğlence müdürü, Google haritası için kameralı bisikletçi...

Bir iş haberi daha. Fransa'da iki aylığına tatile gelen insanlara krem sürecek iki kişi aranıyor.Maaş 5 bin euro.Bazı koşullar var:Genç,iyi görünümlü,tıp bilgisine sahip,fransızca bilen vs....Başvuru için tıklayınız.

Lütfen bir dakika durun ve düşünün. O kadar çok paranız var ki banka hesaplarınızı unutuyorsunuz. Tabi nedenler farklı olabilir ama Türkiye'de 20 bankada 152 bin hesap dolayısıyla milyonlar unutulmuş.10 yıl içinde işlem görmeyen hesaplar zaman aşımına uğruyor. Bankalar sitelerinde bu hesaplarla ilgili duyurular yapmış, hesap sahiplerinin harekete geçmesi lazım...

kaynak: ntv