Zirve ile ilgili son haberleri vermek istedim:
"Başbakanımız Kopenhag'a gitmelidir..."
WWF Türkiye, Doğal Hayatı Koruma Vakfı Başkanı Akın Öngör: "Başbakanımızın Kopenhag’a giderek liderlik yapmasına büyük gereksinim vardır…"
...
Dünya bankası verilerine göre bugün yeryüzünde insanların dörtte biri günde 1 Doların altında gelir ile yaşıyor, 1 milyar insan temiz içme suyuna ulaşamıyor… 1.6 milyar insana elektrik götürülemiyor ve 3 milyar insan sağlık hizmetlerinden yoksun … Hal böyle iken bir de iklim değişikliği sonucu ; alçak bölgelerde ve kuraklıklardan etkilenecek yüz milyonlarca insanın kitleler halinde göçleri ile güvenlik sorunları çıkacağı düşünülüyor....
devamı...
"Kopenhag'da kurtuluşa adım atılabilecek mi?"
Kopenhag'da devam eden BM İklim Zirvesi boyunca "iklim orucu" tutan Dr. Uygar Özesmi'nin günlüğünden...
Gece yarısı başlayacaktım ama dayanamadım 2 saat önce başladım… neden bilmiyorum… yemek istemedim… artan bir derin sıkıntı ve tepki var içimde. Nasıl olur da lider dediğimiz bu insanlar milyonlarca aç insanı düşünmez ve insanlığın çekeceği acılara kayıtsız kalabilirler?
Nasıl olur da belli bir medeniyete ulaşmış olmamız gereken bu çağda hâlâ buna izin verebiliriz? Üstelik gerekli önlemleri almazsak sadece insanlık büyük acılar çekmekle kalmayacak, çökerken yanında bir sürü eşsiz canlıyı da beraberinde götürecek… yani bize Kopenhag’a kadar sunulan bir çöküş ve ölüm senaryosu.
İklim orucu ise yaşam ve kurtuluşa dair. Yemeyi 2 hafta boyunca red ederek umuyorum durumun ne kadar ciddi olduğunu, vicdani olarak içinde bulunduğum büyük ağırlığı anlatabilirim. Bir de bu eylemle artık kelimelerin tükendiği, toplumun gidişatının anlaşılmaz olduğu noktada gerçeği ortaya koyma ihtiyacı var derinlerde… Bu tepki başarıya ulaşmayabilir ama bu tepkiyi koymamış olmayı sindiremiyorum… en iyisi sindirmemek! Türkiye’de yüzlerce insanın dayanışma içinde iklim ve yaşam için günlük oruç tutmaya başlamış olması ise ne kadar cesaret verici… evet bu konu bu kadar önemli....
devamı...
Türkiye'nin tehlikeli yükselişi
İklim Platformu: "Sera gazında tehlikeli artış! Türkiye dünyada en hızlı artış oranına sahip, bu da rekabet gücümüzü zayıflatıyor. "
...
- 1990-2004 yılları içerisinde OECD ülkelerinde enerji kullanımında karbon yoğunluğu yüzde 4,2 azalırken aynı değerin Türkiye’de yüzde 6,5 oranında artmış olması düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinde Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflatıyor.
- Türkiye’nin, 1990-2007 yılları arasında sera gazı salım artışı yüzde 119 olarak gerçekleşti. Bu dünyanın en hızlı artış oranıdır. Bu artış hızının devam etmesi düşük karbon merkezli yeni ekonomiye geçiş sürecinde Türkiye için önemli bir engel oluşturuyor...
devamı...
Ve dün neler olduğunu okumak için buraya tıklayabilirisiniz
2009 Yeşil Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2009 Yeşil Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Aralık 2009 Salı
7 Aralık 2009 Pazartesi
ve Kopenhag 'İklim Zirvesi' başladı...
Kimler katılacak, ne kararlar alınacak, atmosfere ve dünyaya zarar veren gazların salınımı seviyesi ne olacak,hangi sözler verilecek ve daha da önemlisi verilen sözlerin ve yapılacak anlaşmaların ne kadarı uygulanacak?
Bir sürü soru ile karşıladık bugün iklim zirvesini. Bu tarihe kadar burada yayınladığım ve takip ettiğim haberlerle, katıldığım ve yeni yeni takip etmeye başladığım iklim gruplarıyla dünyamızı, dünyamızı bekleyen iklim değişikliklerini, bunu engellemek için neler yapabileceğimizi ve bu zirvenin ne kadar önemli olabileceğini anladım, aslında anlamaya çalıştım...
Vardığım ilk sonuç, alınacak kararların bizi aldatmaması gerektiğidir. Geçenlerde okuduğum bir haberde ülkelerin hedeflediği "karbon salınımı %x azaltma" formülünün-ki bazı ülkeler x' e imkansız ve anlamsız değerler veriyor- uygulanmasının şu anki şartlar altında mümkün olmadığı yazıyordu, yani sadece oy toplamak ya da insanların sesini kısmak adına söylenmiş yalanlar. Tabii ki umarım gelişen teknoloji sayesinde belki de ülkeler salınım hedeflerine ulaşacaktır ama benim adım Polyanna değil ve söylenenlerden çok yapılanlara bakacağım..
Dolayısıyla bu zirveden beklentimin karşılanıp karşılanmadığı bir iki yıl içinde netleşecek. Nitekim bundan önceki anlaşmanın ne kadar uygulandığı ortada.Yıllardır var olan bir sorun ne zaman çözüm bulacak sanırım 2012 gibi filmler gerçek olunca...
Bence zirvenin en önemli yönü; küresel iklim değişikliği konusunda gerçekten bir şeyler yapmak isteyenlerin bildiklerini diğerlerine anlatmak için müthiş bir fırsat verebilmesidir. Yoksa devlet başkanlarının göz boyamalarına ihtiyacımız yok.
Burada bi parantez açmak istiyorum; iklim değişikliği,kyoto protokolü gibi konularda genel bir bilgi edinmek ya da bilgi haznenizi genişletmek isterseniz şu haberi okuyun derim.
Birşey yapmak için beklemeyelim, çünkü artık zaten iklim değişiklikleri etkisini göstermeye başladı ve devam edecek,şu anki önlemler ileride şu anda kötü olan durumların daha da kötüye gitmemesi için-belki de canlı türlerini tek tek yok etmemesi için- yapılacaklardır.
Doğa alarm veriyor ve umarım onu geri kazanabiliriz...
Şimdi biraz Kopenhag' a gidelim:
Tarihin en büyük iklim toplantısı, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da 192 ülkeden 15 bin kişinin katılımıyla başladı. İki hafta sürecek toplantılara 105 dünya lideri de katılacak. Amaç 2012'de sona erecek Kyoto Protokolü yerine yeni bir anlaşma koyabilmek.
Toplantıda, sera gazlarının atmosfere salınmasının azaltılması ve yoksul ülkelere temiz teknoloji için milyarlarca dolarlık yardım yönünde anlaşmaya varılması hedefleniyor.
Bu arada aralarında Guardian, Le Monde, El Pais ve Toronto Star gibi gazetelerin bulunduğu, 45 ülkeden 56 gazete, bugün dünya liderlerinden esaslı bir karar almalarını isteyen, aksi halde iklim değişiminin yerküre üzerinde yıkıcı etkisi olacağı uyarısında bulunan ortak bir yazı yayımladı.
Öte yandan çevreciler, 12 Aralık'ta gerek Kopenhag'da, gerekse dünyanın diğer yerlerinde delegeleri mümkün olan en iyi anlaşmaya varmaya teşvik için gösteriler düzenlemeyi planlıyor.
Zirvenin en önemli amacı düşük karbon medeniyetine emekleyerek de olsa ilk adımları atmak. Hedeflenen karbon salınım oranın bugünkü salınımların 2020 yılına kadar yüzde 40 azaltılması olarak belirlendi. Uluslararası İklim Değişikliği Paneli'nin açıkladığı verilere göre 2050 yılında kadar karbon salınımlarının yarı yarıya azaltılması gerekiyor yoksa felaket kaçınılmaz olacak.
Bir sürü soru ile karşıladık bugün iklim zirvesini. Bu tarihe kadar burada yayınladığım ve takip ettiğim haberlerle, katıldığım ve yeni yeni takip etmeye başladığım iklim gruplarıyla dünyamızı, dünyamızı bekleyen iklim değişikliklerini, bunu engellemek için neler yapabileceğimizi ve bu zirvenin ne kadar önemli olabileceğini anladım, aslında anlamaya çalıştım...
Vardığım ilk sonuç, alınacak kararların bizi aldatmaması gerektiğidir. Geçenlerde okuduğum bir haberde ülkelerin hedeflediği "karbon salınımı %x azaltma" formülünün-ki bazı ülkeler x' e imkansız ve anlamsız değerler veriyor- uygulanmasının şu anki şartlar altında mümkün olmadığı yazıyordu, yani sadece oy toplamak ya da insanların sesini kısmak adına söylenmiş yalanlar. Tabii ki umarım gelişen teknoloji sayesinde belki de ülkeler salınım hedeflerine ulaşacaktır ama benim adım Polyanna değil ve söylenenlerden çok yapılanlara bakacağım..
Dolayısıyla bu zirveden beklentimin karşılanıp karşılanmadığı bir iki yıl içinde netleşecek. Nitekim bundan önceki anlaşmanın ne kadar uygulandığı ortada.Yıllardır var olan bir sorun ne zaman çözüm bulacak sanırım 2012 gibi filmler gerçek olunca...
Bence zirvenin en önemli yönü; küresel iklim değişikliği konusunda gerçekten bir şeyler yapmak isteyenlerin bildiklerini diğerlerine anlatmak için müthiş bir fırsat verebilmesidir. Yoksa devlet başkanlarının göz boyamalarına ihtiyacımız yok.
Burada bi parantez açmak istiyorum; iklim değişikliği,kyoto protokolü gibi konularda genel bir bilgi edinmek ya da bilgi haznenizi genişletmek isterseniz şu haberi okuyun derim.
Birşey yapmak için beklemeyelim, çünkü artık zaten iklim değişiklikleri etkisini göstermeye başladı ve devam edecek,şu anki önlemler ileride şu anda kötü olan durumların daha da kötüye gitmemesi için-belki de canlı türlerini tek tek yok etmemesi için- yapılacaklardır.
Doğa alarm veriyor ve umarım onu geri kazanabiliriz...
Şimdi biraz Kopenhag' a gidelim:
Tarihin en büyük iklim toplantısı, Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da 192 ülkeden 15 bin kişinin katılımıyla başladı. İki hafta sürecek toplantılara 105 dünya lideri de katılacak. Amaç 2012'de sona erecek Kyoto Protokolü yerine yeni bir anlaşma koyabilmek.
Toplantıda, sera gazlarının atmosfere salınmasının azaltılması ve yoksul ülkelere temiz teknoloji için milyarlarca dolarlık yardım yönünde anlaşmaya varılması hedefleniyor.
Bu arada aralarında Guardian, Le Monde, El Pais ve Toronto Star gibi gazetelerin bulunduğu, 45 ülkeden 56 gazete, bugün dünya liderlerinden esaslı bir karar almalarını isteyen, aksi halde iklim değişiminin yerküre üzerinde yıkıcı etkisi olacağı uyarısında bulunan ortak bir yazı yayımladı.
Öte yandan çevreciler, 12 Aralık'ta gerek Kopenhag'da, gerekse dünyanın diğer yerlerinde delegeleri mümkün olan en iyi anlaşmaya varmaya teşvik için gösteriler düzenlemeyi planlıyor.
Zirvenin en önemli amacı düşük karbon medeniyetine emekleyerek de olsa ilk adımları atmak. Hedeflenen karbon salınım oranın bugünkü salınımların 2020 yılına kadar yüzde 40 azaltılması olarak belirlendi. Uluslararası İklim Değişikliği Paneli'nin açıkladığı verilere göre 2050 yılında kadar karbon salınımlarının yarı yarıya azaltılması gerekiyor yoksa felaket kaçınılmaz olacak.
4 Aralık 2009 Cuma
Küresel ısınmaya '20 ilaçlık reçete'
İnsanlık birçok farklı yöntemle doğaya zarar vermeye devam ederken üzerinde yaşadığımız Dünya alarm vermeye ve uyarılarına devam ediyor.
Uyarıların gözardı edilmeyecek boyutlarda olması dünya liderlerini 7 Aralık'ta başlayacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi'nde biraraya getiriyor.
Zirve öncesi İngiliz The Sunday Times gazetesi Dünyamızın kurtarılması için 20 yıl adlı bir liste açıkladı.Getirilen önerilerin hepsi şu an sahip olduğumuz teknolojiyle yapılabilir ve uygulanabilir olmasıyla dikkat çekiyor. İşte Dünyayı kurtaracak liste;
1)Güneş Enerjisi
2)Karbon depolama
3)Akıllı sayaç
4)Rüzgar Enerjisi
5)Nükleer Enerji
6)Güneş panelleri
7)Hızlı toplu taşıma
8)Karbon ticareti
9)Dalga Enerjsi
10)Çevreci uçaklar
11)Gel-git enerjisi
12)Güneş çatıları
13)Güneş pencereleri
14)Dönüşümlü ısı pompaları
15)İkinci jenrasyon biyoyakıtlar
16)LED ampüller
17)Sıcak su ile enerji
18)Video konferans
19)Teknolojik gelişim
20)Güneş yansıtıcıları
Bu yöntemlerin açıklamalarına buradan ulaşabilirsiniz...
Uyarıların gözardı edilmeyecek boyutlarda olması dünya liderlerini 7 Aralık'ta başlayacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi'nde biraraya getiriyor.
Zirve öncesi İngiliz The Sunday Times gazetesi Dünyamızın kurtarılması için 20 yıl adlı bir liste açıkladı.Getirilen önerilerin hepsi şu an sahip olduğumuz teknolojiyle yapılabilir ve uygulanabilir olmasıyla dikkat çekiyor. İşte Dünyayı kurtaracak liste;
1)Güneş Enerjisi
2)Karbon depolama
3)Akıllı sayaç
4)Rüzgar Enerjisi
5)Nükleer Enerji
6)Güneş panelleri
7)Hızlı toplu taşıma
8)Karbon ticareti
9)Dalga Enerjsi
10)Çevreci uçaklar
11)Gel-git enerjisi
12)Güneş çatıları
13)Güneş pencereleri
14)Dönüşümlü ısı pompaları
15)İkinci jenrasyon biyoyakıtlar
16)LED ampüller
17)Sıcak su ile enerji
18)Video konferans
19)Teknolojik gelişim
20)Güneş yansıtıcıları
Bu yöntemlerin açıklamalarına buradan ulaşabilirsiniz...
3 Aralık 2009 Perşembe
Harekete geçmezsek neler olacak?
Dünya liderleri kısa bir zaman sonra, küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmak için bir anlaşmaya varmak umuduyla, Kopenhag’da toplanacaklar. Fakat ya başarılı olunmazsa?
Salınımı azaltmak için alınan önlemlere rağmen önümüzdeki 20, 30 senelik periyotta iklim değişikliğinin sonuçlarıyla yaşayacağız.Sera gazlarının salınımı atmosfere şimdiden değiştirdi ve iklim giderek değişiyor. Fakat bu süreden sonra iklim değişikliğini tamamen atmosfere şimdi ki kadar sera gazı salıp salmadığımız belirleyecek.
Bu iki durum arasındaki fark bize şunu anlatıyor: Bunlardan ilki, iklim değişikliğinin geri dönülmez sonuçları, diğeri ise uzun vadeli ve iklim değişikliğinin geleceği en son nokta. İklim değişikliği zirvesinde liderler de bu kararla yüzleşecekler.
Son noktada iklim değişikliğinin geleceği durumu ve Kopenhag’da başarılı anlaşmaya varılamaması halinde olacakları daha iyi anlamamız için Britanyalı Met Ofis Hadley Merkezi bir harita üretti.
Bu haritada küresel sıcaklığın normalin 4 derece üstüne çıkması halinde ortaya çıkacak etkilerin bir kısmı anlatılmış.
Korkulan Etkiler
Bütün merkezi üretim alanlarında tarım veriminin düşeceği düşünülüyor. Sel baskınlarının genellikle buzulların erimesi sonucu oluştuğu Hindistan ve Çin başta olmak üzere erime birçok yerde suya ulaşmayı da etkileyecek. Nüfus artışının, yükselen sıcaklık ve yağış şekillerinin değişmesiyle birleşmesi 2080 yılında hala su sıkıntı yaşayan 1 milyar insana daha az su olacağı anlamına geliyor. Birçok bölgede deniz seviyesi yükselecek ve bu da fırtınaların etkisiyle birlikte kıyı yerleşimlerini olumsuz etkileyecek. Kıyılarda yerleşimin sık olması ve verimli tarım alanlarının kıyılarda olması durumun ciddiyetini arttıracak. Tuzlu suyun tarım alanlarına ulaşması ve baskınlar her yıl milyonlarca insanın hayatını etkiler hale gelebilecek.
Etkiler gerçekten korkutucu ve liste oldukça kabarık ve karbon salınımının azalması halinde küresel ısınma aynı şeklide devam ederse dünya bu tehlikelerin hepsini ve daha fazlasını yaşayacak. Fakat yine de kararlı ve bağlayıcı önlemler alarak küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmak mümkün. Her ne kadar bugüne kadar yaşananlar sonucu geri dönülmez bir bedel ödemek zorundaysak da en azından haritada gösterilmeye çalışılanların etkilerini azaltmak elimizde.
İlgili habere buradan ulaşabilirsiniz.
Salınımı azaltmak için alınan önlemlere rağmen önümüzdeki 20, 30 senelik periyotta iklim değişikliğinin sonuçlarıyla yaşayacağız.Sera gazlarının salınımı atmosfere şimdiden değiştirdi ve iklim giderek değişiyor. Fakat bu süreden sonra iklim değişikliğini tamamen atmosfere şimdi ki kadar sera gazı salıp salmadığımız belirleyecek.
Bu iki durum arasındaki fark bize şunu anlatıyor: Bunlardan ilki, iklim değişikliğinin geri dönülmez sonuçları, diğeri ise uzun vadeli ve iklim değişikliğinin geleceği en son nokta. İklim değişikliği zirvesinde liderler de bu kararla yüzleşecekler.
Son noktada iklim değişikliğinin geleceği durumu ve Kopenhag’da başarılı anlaşmaya varılamaması halinde olacakları daha iyi anlamamız için Britanyalı Met Ofis Hadley Merkezi bir harita üretti.
Bu haritada küresel sıcaklığın normalin 4 derece üstüne çıkması halinde ortaya çıkacak etkilerin bir kısmı anlatılmış.
Korkulan Etkiler
Bütün merkezi üretim alanlarında tarım veriminin düşeceği düşünülüyor. Sel baskınlarının genellikle buzulların erimesi sonucu oluştuğu Hindistan ve Çin başta olmak üzere erime birçok yerde suya ulaşmayı da etkileyecek. Nüfus artışının, yükselen sıcaklık ve yağış şekillerinin değişmesiyle birleşmesi 2080 yılında hala su sıkıntı yaşayan 1 milyar insana daha az su olacağı anlamına geliyor. Birçok bölgede deniz seviyesi yükselecek ve bu da fırtınaların etkisiyle birlikte kıyı yerleşimlerini olumsuz etkileyecek. Kıyılarda yerleşimin sık olması ve verimli tarım alanlarının kıyılarda olması durumun ciddiyetini arttıracak. Tuzlu suyun tarım alanlarına ulaşması ve baskınlar her yıl milyonlarca insanın hayatını etkiler hale gelebilecek.
Etkiler gerçekten korkutucu ve liste oldukça kabarık ve karbon salınımının azalması halinde küresel ısınma aynı şeklide devam ederse dünya bu tehlikelerin hepsini ve daha fazlasını yaşayacak. Fakat yine de kararlı ve bağlayıcı önlemler alarak küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmak mümkün. Her ne kadar bugüne kadar yaşananlar sonucu geri dönülmez bir bedel ödemek zorundaysak da en azından haritada gösterilmeye çalışılanların etkilerini azaltmak elimizde.
İlgili habere buradan ulaşabilirsiniz.
28 Kasım 2009 Cumartesi
"İklim" oyunu- The Climate Challenge
Yardım kuruluşu Oxfam, iklim değişikliğini eğlenceli bir hale getirdi... Oxfam, iklim değişikliği hakkında bilmemiz gerekenleri internet üzerinde oynanan bir oyunla anlatıyor...
Oyunun kahramanları ise ünlüler... Mackenzie Crook, Gael Garcia Bernal, Miranda Richardson, Ashley Jensen ve David Tennant ... Oyunda enerji kullanımı, geri dönüşüm, sera gazları gibi konularda sorular soruluyor. Sorular ünlülere yöneltiliyor. Ünlülerin ne cevap vereceğine ise oyunu oynayanlar karar veriyor.
Ben oynadım ve çok beğend
im, güzel bir arayüzü var. İngilizce bir oyun ve toplam beş dil seçeneği var, ayrıca İngilizce alt yazı seçeneği de var.Yararlı şeyler öğrenilebilir.
http://www.theclimatechallenge.org/
Oyunun kahramanları ise ünlüler... Mackenzie Crook, Gael Garcia Bernal, Miranda Richardson, Ashley Jensen ve David Tennant ... Oyunda enerji kullanımı, geri dönüşüm, sera gazları gibi konularda sorular soruluyor. Sorular ünlülere yöneltiliyor. Ünlülerin ne cevap vereceğine ise oyunu oynayanlar karar veriyor.
Ben oynadım ve çok beğend
im, güzel bir arayüzü var. İngilizce bir oyun ve toplam beş dil seçeneği var, ayrıca İngilizce alt yazı seçeneği de var.Yararlı şeyler öğrenilebilir.http://www.theclimatechallenge.org/
22 Kasım 2009 Pazar
"Karbon kuyuları" doldu
Karbondioksit emen ormanlar ve okyanuslar, alımın artması nedeniyle artık doğal "karbon kuyuları" işlevini yerine getirmekte güçlük çekiyor.Danimarka'da yapılacak BM İklim Konferansına 3 haftadan az kalırken, iki araştırma, sera etkisi yaratan gazların salımının azaltılmasının konferansın ana konusu olması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmalara göre, artık ormanlar ve okyanuslar karbondioksidi emmekte eskisi kadar etkili değil.
"Nature Geoscience" dergisinde yayımlanan, Corinne Le Quere liderliğindeki uluslararası bir araştırma 50 yıldır, atmosferde kalan karbondioksit oranının yüzde 40'tan 45'e çıktığını gösterdi. Araştırmanın sonuçlarına göre, ormanlar ve okyanuslar eskisinden daha az karbondioksit emiyor.
"Nature" dergisinde yayımlanan başka bir araştırma da, okyanusların karbondioksidi emme oranının 50 yıldır kademeli olarak arttığını, ancak 2000-2007 yıllarında yüzde 10 azaldığını ortaya koydu. Bilim adamları, okyanuslar ne kadar karbondioksit emerse o kadar asitlendiğini, okyanuslardaki asit miktarı arttıkça "emme özelliğinin" kaybolmaya başladığını belirttiler.
Konuya ilişkin makale, Fransız "Le Nouvel Observateur" dergisinin internet sitesinde de yer alıyor.
ntvmsnbc.com
18 Kasım 2009 Çarşamba
Toprak Kaybetmek Hayat Kaybetmektir
Erozyonla Mücadele Haftası 2009 Yılı Etkinliklerine Siz de Katılın!TEMA Vakfı Erozyonla Mücadele Haftası 2009 yılı etkinlikleri 16-22 Kasım 2009 tarihleri arasında “Toprak” ana teması “Toprak Kaybetmek Hayat Kaybetmektir” sloganı, Toprak Yasası’nın tüm maddelerinin uygulanması ve ovaların tarımsal SİT alanı olması mesajları ile gerçekleştirilecek. Hafta süresince Kütahya, Ankara, İstanbul, Gaziantep, İzmir, Isparta illeri başta olmak üzere Türkiye genelinde 370.000’i aşkın TEMA Gönüllüsü tarafından Toprağa Saygı Yürüyüşleri, Konferanslar, Paneller vb etkinlikler düzenlenerek, toprağın hayatta kalmamız için ne kadar önemli bir doğal varlık olduğunun altı çizilecek, erozyon ve çölleşme ile mücadelenin önemine vurgu yapılacak.
Erozyonla Mücadele Haftası Etkinlikleri 16 Kasım 2009 tarihinde Kütahya’da yapılacak Toprağa Saygı Yürüyüşü ile başlayacak, 17 Kasım 2009 tarihinde İzmir ve Ankara’da yapılacak yürüyüşlerle devam edecek. Ankara’da Anıtkabir’de sonlanacak Toprağa Saygı Yürüyüşü’nde TEMA Gönüllüleri Ulu Önder Atatürk’ün ebedi istiratgahını ziyaret ederek, çelenk bırakacaklar.
Erozyonla Mücadele Haftası Ödül Töreni İstanbul’da Yapılacak
18 Kasım 2009 tarihinde İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde binlerce TEMA Gönüllüsü’nün katılımı ile gerçekleşecek Toprağa Saygı Yürüyüşü’nün ardından T.İş Bankası İş Sanat’ta düzenlenecek tören ile TEMA Vakfı’nın erozyon ve çölleşme ile doğal varlıkların korunmasına ilişkin mücadelesine destek veren kurum, kuruluş ve kişilere ödülleri takdim edilecek. Toprak Sergen tarafından sunulacak Ödül Töreni’nde Murat Evgin tarafından mini konser verilecek. Ayrıca aynı salonda “İklim Değişikliği ve Kuraklık Karikatür Sergisi” açılacak. Erozyonla Mücadele Haftası Etkinlikleri 20 Kasım 2009 tarihinde Gaziantep ve 21 Kasım 2009 tarihinde Isparta’da gerçekleşecek Toprağa Saygı Yürüyüşleri ile son bulacak.
Yüzeysel Erozyon ile Toprak Kaybı Yavaş, Sessiz, Ancak; Tam Olarak Algılanmamış Gerçek Bir Afettir.
Toprak erozyonu, bitki örtüsünün olmaması veya tahrip edilmesi nedeniyle yağmur, su ve rüzgar etkisiyle toprağın aşınması, taşınması ve başka bir yerde birikmesi olayıdır. Erozyon, bir ölçüde doğanın gereğidir. Ancak, yoğun nüfus baskısı, hatalı tarım teknikleri, arazinin yeteneği dışında kullanılması, erken-aşırı-düzensiz otlatmalar, yasal boşluklar ve sosyo-ekonomik sorunlar, bitki örtüsünün süratle tahribine neden olmakta, erozyonu şiddetlendirmekte, verimli üst toprağın hızla kaybına neden olmaktadır. Toprak, yaşamın anasıdır. İhtiyacımız olan her şey ondan var olur. Onun yok olması, yaşamın bozulması demektir.
Toprak üretilemeyen bir kaynaktır. 1 cm verimli toprak ancak ortalama 500 yılda oluşur. Tarım yapılabilmesi için gereken minimum 40 cm toprağın oluşması ise ortalama 20 bin yıl sürer. Dünyanın toprak kaynakları sanıldığı kadar sınırsız, Türkiye’nin toprak potansiyeli sanıldığı kadar zengin değildir. Türkiye tarım topraklarının sadece %15’i verimlidir. O halde toprakların korunması, sürdürülebilir kullanılması gereklidir.
“Toprak Kaybetmek Hayat Kaybetmektir”
Erozyonla Mücadele Haftası nedeniyle açıklama yapan TEMA Vakfı Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan DOĞAN, “ Toprak kaybetmek hayat kaybetmek, geleceğini kaybetmek demektir. Ülkemiz her yıl 500 milyonu tarım topraklarından olmak üzere 1 milyar 400 milyon ton toprağını erozyona, sele, yele, ele veriyor. Ama bu konuda çaresiz değiliz. Öncelikle üretilemeyen bir varlık olan topraklarımızı nasıl kullanmamız gerektiğini belirleyecek Arazi Kullanım Planlaması’nı yapmamız gerekmektedir. Toprak Yasası’nın tüm maddeleri ödünsüz uygulanmalı, Ovalarımız tarımsal SİT olarak ilan edilmelidir. Toprağı koruyan, üretkenliğini sağlayan Toprak Su Teşkilatı kurulmalıdır. Erozyon ve çölleşme ile mücadelenin mümkün olduğunu göstermek üzere ülke genelinde faaliyet gösteren TEMA Gönüllülerini kutluyor, halkımızı Kütahya, Ankara, İstanbul, Gaziantep, İzmir ve Isparta’da gerçekleşecek Toprağa Saygı Yürüyüşleri’ne katılmaya davet ediyoruz” dedi.
Erozyonla Mücadele Haftası Etkinlik Programı
Saygılarımızla;
TEMA Vakfı
Toprağına Sahip Çık !
kaynak:tema.org.tr
17 Kasım 2009 Salı
Dünyada 1 milyar insan aç
Birleşmiş Milletler, pazartesi günü(yani dün,16 Kasım) Roma'da başlayacak Gıda Zirvesi öncesi bir milyar aç insana dikkat çekmek için kampanya başlattı. Dünya Gıda ve Tarım Örgütü Başkanı 24 saat oruç tuttu.
Dünyada bir milyar insan her gün aç yatıyor. Her 6 saniyede bir çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüyor.

Birleşmiş Milletler de açlık sorununa dikkat çekmek için pazartesi günü İtalya'nın başkenti Roma'da başlayacak Dünya Gıda Zirvesi öncesi bir kampanya başlattı.
Dünya Gıda ve Tarım Örgütü Başkanı Jacques Diouf, bir günlük açlık grevi yaptı. Diouf, pijamasının üzerine giydiği pardesüsüyle eylemini örgütün Roma'daki merkezinde gerçekleştirdi.
Diouf, “Dünya da açlık çekenlerle dayanışma göstermek için 24 saat birşey yiyip içmeme kararı aldım. Herkesi haftasonu bu eyleme katılmaya çağırıyorum. Umarım bu hareketimiz halkı bilinçlendirir. Böylece bu durumu değiştirebilecek olanlara kamuoyu baskısı oluşur” dedi.
Diouf, açlıkla mücadelenin dünyanın birinci önceliği olarak belirlenmesi için "www.1billionhungry.org" adlı internet sitesindeki online dilekçenin de onaylanması çağrısı yaptı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun da oruç tutarak kampanyaya destek verecek.
Dünya gıda programı küresel ekonomideki kriz nedeniyle açlıkla mücadele konusunda kaynak sıkıntısı çekiyor. Roma'da yapılacak Dünya Gıda Zirvesi’ne Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.
Zirvede, açlık çeken ülkeler için gelişmiş ülkelerden daha fazla destek sağlanması hedefleniyor.
Öncelikle söyleyeyim, bu gıda zirvesine "zengin ülke" lerin liderleri pek ilgi göstermedi şu ana kadar...Bu eylem laftan daha öteye gitmiş bir hareket olarak kayıtlara geçse de gerekli yerlere ulaşmamış gözüküyor
ntvmsnbc.com
Dünyada bir milyar insan her gün aç yatıyor. Her 6 saniyede bir çocuk yetersiz beslenme nedeniyle ölüyor.

Birleşmiş Milletler de açlık sorununa dikkat çekmek için pazartesi günü İtalya'nın başkenti Roma'da başlayacak Dünya Gıda Zirvesi öncesi bir kampanya başlattı.
Dünya Gıda ve Tarım Örgütü Başkanı Jacques Diouf, bir günlük açlık grevi yaptı. Diouf, pijamasının üzerine giydiği pardesüsüyle eylemini örgütün Roma'daki merkezinde gerçekleştirdi.
Diouf, “Dünya da açlık çekenlerle dayanışma göstermek için 24 saat birşey yiyip içmeme kararı aldım. Herkesi haftasonu bu eyleme katılmaya çağırıyorum. Umarım bu hareketimiz halkı bilinçlendirir. Böylece bu durumu değiştirebilecek olanlara kamuoyu baskısı oluşur” dedi.
Diouf, açlıkla mücadelenin dünyanın birinci önceliği olarak belirlenmesi için "www.1billionhungry.org" adlı internet sitesindeki online dilekçenin de onaylanması çağrısı yaptı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun da oruç tutarak kampanyaya destek verecek.
Dünya gıda programı küresel ekonomideki kriz nedeniyle açlıkla mücadele konusunda kaynak sıkıntısı çekiyor. Roma'da yapılacak Dünya Gıda Zirvesi’ne Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da katılacak.
Zirvede, açlık çeken ülkeler için gelişmiş ülkelerden daha fazla destek sağlanması hedefleniyor.
Öncelikle söyleyeyim, bu gıda zirvesine "zengin ülke" lerin liderleri pek ilgi göstermedi şu ana kadar...Bu eylem laftan daha öteye gitmiş bir hareket olarak kayıtlara geçse de gerekli yerlere ulaşmamış gözüküyor
ntvmsnbc.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)